I. Doğu Akdeniz’de Artan Rekabet
Doğu Akdeniz, 21. yüzyılın başından itibaren enerji keşifleri, kıta sahanlığı anlaşmazlıkları ve bölgesel ittifakların yeniden şekillenişi ile birlikte uluslararası ilişkilerin en gerilimli alanlarından biri haline gelmiştir.[1] Özellikle 2009 yılında İsrail kıyılarında bulunan Leviathan ve Tamar doğalgaz sahalarının keşfi, bölgenin enerji arz güvenliği açısından taşıdığı önemi uluslararası kamuoyunun dikkatine sunmuştur.[2] Bu keşifleri takiben Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Mısır ve Yunanistan gibi aktörler de arama faaliyetlerini hızlandırmış, bölgesel güç mücadeleleri daha da yoğunlaşmıştır.
Bölgedeki enerji rekabeti, ekonomik çıkarların ötesinde, devletlerin deniz yetki alanları üzerindeki egemenlik iddialarını da tetiklemiştir. Bu bağlamda, enerji arama ruhsatlarının verilmesi, boru hatlarının güzergâhları, enerji şirketleriyle yapılan anlaşmalar gibi adımlar Doğu Akdeniz’in jeopolitik karmaşasını artırmıştır. Özellikle Türkiye açısından bölgedeki hidrokarbon potansiyelinden dışlanma tehdidi, diplomatik ve askeri politikaların yeniden şekillendirilmesine neden olmuştur.[3]
Türkiye, tarihsel ve coğrafi olarak Doğu Akdeniz’in asli aktörlerinden biri olmasına rağmen, bölgedeki hidrokarbon rezervlerinin paylaşımı konusunda dışlanma eğilimleriyle karşılaşmıştır. Bu dışlanmanın temel sebeplerinden biri, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne (BMDHS) taraf olmaması ve deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasında farklı bir yorum getirmesidir.[4] Türkiye, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge (MEB) belirlemelerinde ‘hakkaniyet ilkesi’ni esas alırken, Yunanistan başta olmak üzere bazı ülkeler adaların da geniş MEB oluşturabileceğini iddia etmektedir.[5]
Doğu Akdeniz’de artan bu gerilim ortamı, yalnızca Türkiye ile Yunanistan arasındaki geleneksel deniz sınırı ihtilaflarının değil, aynı zamanda Türkiye’nin bölgesel enerji diplomasisi alanındaki etkinliğini artırmaya yönelik girişimlerinin de tetikleyicisi olmuştur. Bu bağlamda Türkiye, Libya’daki meşru hükümet olarak tanıdığı Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile 2019 yılında deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına yönelik bir mutabakat imzalayarak hem diplomatik hem de jeopolitik düzeyde yeni bir sayfa açmıştır.
Doğu Akdeniz’deki rekabetin yalnızca kıyıdaş ülkelerle sınırlı olmadığı, küresel güçlerin de bu süreçte aktif roller üstlendiği açıktır. ABD, Fransa, Rusya ve Çin gibi büyük güçler, bölgedeki enerji kaynaklarına yönelik yatırımlar ve askeri varlık gösterimi üzerinden doğrudan ya da dolaylı olarak taraf olmuşlardır.[6] Bu durum, enerji güvenliğinin sağlanmasının yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir meseleye dönüştüğünü açıkça ortaya koymaktadır.[7] Anlaşma yalnızca enerji güvenliği değil, aynı zamanda ulusal güvenlik, deniz ticareti ve savunma politikaları açısından da çok yönlü sonuçlar doğurmuştur.
Bu raporda söz konusu mutabakatın arka planı, içeriği, hukuki geçerliliği ve uluslararası yankıları çok yönlü bir biçimde ele alınacak; Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları mücadelesinin mevcut durumu detaylı biçimde analiz edilecektir. Ayrıca, Türkiye’nin bölgesel ve küresel dengelerde oynadığı rol, anlaşma bağlamında yeniden değerlendirilerek öneriler sunulacaktır.
II. Anlaşmanin Tarihsel Arka Plani
Türkiye ile Libya arasındaki ilişkiler, tarihsel olarak Osmanlı İmparatorluğu dönemine kadar uzanmaktadır. Libya, 1551 yılında Osmanlı topraklarına katılmış ve 1912 yılında İtalyan işgaline kadar Osmanlı idaresinde kalmıştır. Bu tarihsel birliktelik, Türkiye’nin Libya’ya olan ilgisini yalnızca coğrafi ya da stratejik değil, aynı zamanda kültürel ve tarihsel temellere de dayandırmasına neden olmaktadır.
Modern dönemde ise Türkiye-Libya ilişkileri, özellikle 1970’li yıllarda ekonomik iş birlikleri ile ivme kazanmıştır. Türkiye, bu dönemde Libya’nın altyapı projelerinde yer almış, müteahhitlik hizmetleri ve enerji yatırımlarıyla ülke ekonomisine katkı sunmuştur. Ayrıca iki ülke arasında askeri alanda da çeşitli protokoller imzalanmıştır.[8]
2011 yılında Arap Baharı süreciyle birlikte Libya’da başlayan iç savaş, ülkeyi kaotik bir yapıya sürüklemiş ve çeşitli silahlı grupların etkisini artırmıştır. Bu süreçte Türkiye, Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni (UMH) meşru hükümet olarak tanımış ve diplomatik ilişkilerini bu hükümet üzerinden yürütmeye başlamıştır.[9]
2015 yılında Birleşmiş Milletler’in girişimiyle kurulan UMH, özellikle 2019 yılında Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu’nun Trablus’a ilerlemesiyle ciddi bir güvenlik tehdidiyle karşı karşıya kalmıştır. Türkiye, UMH’ye olan desteğini artırmış, askeri danışmanlık, ekipman desteği ve eğitim iş birlikleri ile sahada etkin rol oynamaya başlamıştır.[10]
Bu süreçte Türkiye ile Libya arasında iki kritik mutabakat imzalanmıştır: 27 Kasım 2019’da imzalanan Güvenlik ve Askeri İş Birliği Mutabakatı ile Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası. Bu anlaşmalar, Türkiye’nin sadece diplomatik değil, aynı zamanda stratejik düzeyde Libya ile ilişkilerini pekiştirdiğini göstermektedir.[11]
Söz konusu deniz yetki alanları mutabakatı, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin uluslararası sistemde yalnızlaştırılma politikasına karşı geliştirdiği önemli bir hamledir. Türkiye, bu anlaşmayla hem Libya açıklarında deniz yetki alanı kazanmış, hem de Yunanistan-GKRY-Mısır üçlüsünün oluşturduğu enerji denklemine stratejik bir müdahalede bulunmuştur.[12]
Libya ise Türkiye ile yaptığı bu anlaşmayı, hem Türkiye’nin askeri desteğini güvence altına almak hem de Akdeniz’deki potansiyel enerji kaynaklarında söz sahibi olabilmek adına olumlu karşılamıştır. UMH açısından bu mutabakat, sahadaki dengenin değişmesine katkı sağlayan jeopolitik bir araç haline gelmiştir.[13]
Bu mutabakat, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki Mavi Vatan doktrini ile de birebir örtüşmektedir. Türkiye’nin deniz yetki alanlarını maksimum seviyeye çıkarma hedefi, Libya ile yapılan bu anlaşma sayesinde hem haritalandırılmış hem de uluslararası platformlarda görünür kılınmıştır.[14]
Türkiye-Libya mutabakatı yalnızca ikili ilişkileri değil, aynı zamanda bölgesel güç dengelerini de doğrudan etkilemiştir. Bu anlaşma sonrasında Yunanistan, Mısır ile deniz yetki alanları anlaşması imzalayarak Türkiye-Libya hattını kırmayı hedeflemiş; Avrupa Birliği ise Türkiye’yi yaptırımlarla baskılamaya çalışmıştır.[15]
Tüm bu gelişmeler ışığında, mutabakatın tarihsel arka planı yalnızca geçmiş ilişkilerle değil, güncel jeopolitik hesaplamalarla da doğrudan ilişkilidir. Türkiye’nin Akdeniz’de oyun kurucu aktör olma çabası, Libya ile atılan bu stratejik adımla daha da belirginleşmiştir.[16]
III. Anlaşmanin İçeriği Ve Sinirlarin Tanimi
Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım 2019 tarihinde imzalanan “Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası”, Doğu Akdeniz’deki enerji ve jeopolitik denklemi derinden etkileyen bir gelişme olmuştur.[17] Anlaşma, tarafların kıyı uzunluklarını esas alarak deniz yetki alanlarını karşılıklı rıza ile belirlemelerini içermektedir. Bu yönüyle mutabakat, sadece iki ülke arasında değil, aynı zamanda uluslararası deniz hukukunun uygulanması açısından da dikkat çekicidir.
Anlaşmanın içeriği, esas olarak MEB sınırlarının belirlenmesi üzerine kurulmuştur. Anlaşmada, Türkiye’nin güney sahilleri ile Libya’nın kuzeydoğu kıyıları esas alınarak, koordinat temelli bir çizim yapılmıştır[18]. Bu çizim, ortay hattın ötesinde kalan adaların sınırlı etki yaratabileceği görüşüne dayanmaktadır. Türkiye’nin bu görüşü, ‘hakkaniyet ilkesi’ çerçevesinde şekillenmektedir.[19]
Belirlenen sınır, Türkiye’nin Kaş ilçesi ile Libya’nın Derne bölgesi arasında bir hat çizilerek tanımlanmıştır. Bu hatta göre çizilen koordinatlar, Türkiye’nin daha önce uluslararası platformlarda sunduğu haritalarla büyük oranda örtüşmektedir.[20] Anlaşmanın teknik içeriğinde, 18.6° doğu boylamına yakın koordinatlar esas alınmış ve toplamda 6 noktalı bir sınırlandırma yapılmıştır.
Türkiye açısından bu anlaşma, Doğu Akdeniz’deki enerji arama ve sondaj faaliyetlerinin uluslararası hukuka uygun biçimde yürütülmesi için yasal bir temel oluşturmuştur. Anlaşmanın ardından Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), söz konusu alanlarda ruhsat başvurularında bulunmuş ve sondaj çalışmaları planlanmıştır.[21]
Libya açısından da bu anlaşma, ülkenin doğu sınırlarında deniz yetki alanı kazanmasını ve bölgedeki enerji diplomasisinde aktif bir aktör olmasını sağlamıştır. Aynı zamanda Türkiye’nin askeri ve diplomatik desteğini güvence altına alan bu anlaşma, iç savaşın getirdiği dezavantajlara karşı stratejik bir kazanç olarak yorumlanmıştır.[22]
Anlaşmanın önemli bir yönü, eş zamanlı olarak imzalanan ‘Güvenlik ve Askeri İş Birliği Mutabakatı’ ile doğrudan bağlantılı olmasıdır. Bu belge, deniz yetki alanı mutabakatını sadece hukuki bir metin olmaktan çıkarıp aynı zamanda sahada askeri ve stratejik bir pozisyonun da teminatı haline getirmiştir.[23]
Mutabakat, 27 Aralık 2019 tarihinde Birleşmiş Milletler’e (BM) bildirilmiş ve BM Sekreterliği tarafından kayda geçirilmiştir. Bu işlem, anlaşmanın uluslararası geçerliliğini güçlendirmiştir. Türkiye ve Libya, BM nezdindeki bu bildirimle anlaşmanın üçüncü taraflarca da tanınmasını amaçlamıştır.[24]
Yunanistan ise Meis Adası’nın MEB oluşturma kapasitesine sahip olduğunu iddia ederek anlaşmayı reddetmiş, Libya’nın Atina Büyükelçisini sınır dışı etmiş ve Mısır ile alternatif bir anlaşma imzalamıştır. Buna karşın Türkiye, Yunanistan’ın pozisyonunu uluslararası deniz hukukuna aykırı bulduğunu defaatle dile getirmiştir.[25]
Anlaşma ayrıca Türkiye’nin ‘Mavi Vatan’ doktrininin sahada karşılık bulduğu ilk uluslararası belgedir. Bu nedenle sadece enerji ve diplomasi açısından değil, aynı zamanda askeri planlama, savunma hattı belirleme ve deniz yetki alanı politikası bakımından da derin etkiler yaratmıştır.[26]
IV. Uluslararasi Hukuki Değerlendirme
Uluslararası deniz hukukunun temel dayanağını oluşturan 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (BMDHS), kıyı devletlerine belirli deniz yetki alanları tanımlama hakkı vermektedir. Bu alanlar içerisinde karasuları, bitişik bölge, münhasır ekonomik bölge (MEB) ve kıta sahanlığı gibi kategoriler yer almaktadır[27] . Ancak söz konusu sınırlandırmaların uygulanmasında, kıyı uzunlukları, coğrafi konum ve karşılıklı rıza gibi değişkenler, yorum farklılıklarına ve anlaşmazlıklara neden olabilmektedir.
Türkiye, BMDHS’a taraf olmamakla birlikte, sözleşmede yer alan bazı kuralları örf ve âdet hukuku kapsamında kabul etmektedir. Ancak Türkiye, özellikle küçük ve ana karadan uzak adaların kıta sahanlığı ya da MEB oluşturamayacağı yönündeki tezini ısrarla savunmaktadır. Bu bağlamda Türkiye’nin Meis Adası gibi küçük kara parçalarının MEB hakkı olmadığını ileri sürmesi, deniz yetki alanlarının hakkaniyet ilkesiyle sınırlandırılması gerektiği yönündeki yaklaşımının bir sonucudur.[28]
Libya ile yapılan anlaşmada da bu hukuki perspektifin yansımaları görülmektedir. Anlaşmada, adaların deniz yetki alanı oluşturma kapasitesine sahip olmadığı varsayılmış ve yalnızca ana karaların karşılıklı kıyı uzunlukları esas alınarak sınırlandırma yapılmıştır. Bu durum, Yunanistan’ın Meis Adası üzerinden 40.000 km²’lik MEB talebinin uluslararası hukukla bağdaşmadığı yönündeki Türk tezine dayanmaktadır[29] .
Yunanistan ise BMDHS’u temel alarak Meis Adası gibi küçük adaların da MEB hakkı olduğunu savunmakta ve Türkiye-Libya mutabakatını bu sözleşmeye aykırı olarak değerlendirmektedir. Ancak sözleşmenin 121. maddesinde yer alan ve ‘üzerinde insan yaşamayan ya da ekonomik faaliyet yürütülemeyen adaların MEB oluşturamayacağı’ yönündeki ifade, Türkiye’nin tezlerini destekler niteliktedir.[30]
Anlaşmanın hukuki meşruiyeti açısından bir diğer önemli unsur da BM’ye yapılan bildirimdir. Libya, mutabakatı 27 Aralık 2019 tarihinde BM’ye bildirmiş ve mutabakat BM Sekretaryası tarafından resmi olarak kayda alınmıştır. Türkiye de bu bildirime paralel olarak kendi tezlerini içeren haritaları ve diplomatik notaları BM nezdinde iletmiştir.[31]
Uluslararası Adalet Divanı (UAD) ve benzeri yargı mercilerinin geçmiş kararları da Türkiye’nin pozisyonunu destekleyen örnekler içermektedir. Özellikle Nikaragua-Kolombiya, Romanya-Ukrayna ve Tunus-Libya davalarında, adaların kıta sahanlığı üzerindeki etkisinin sınırlı tutulduğu görülmüştür.[32] Bu emsal kararlar, Türkiye’nin ‘adil paylaşım’ ve ‘hakkaniyet’ ilkeleri doğrultusundaki yaklaşımını kuvvetlendirmektedir.
Tüm bu unsurlar değerlendirildiğinde, Türkiye-Libya mutabakatının, BMDHS’a taraf olunmaması nedeniyle eleştirilse dahi, uluslararası hukuk açısından belirli dayanaklara sahip olduğu ve özellikle hakkaniyet ilkesi bağlamında meşru kabul edilebileceği görülmektedir.[33]
Bununla birlikte, uluslararası sistemde bu tür anlaşmaların kabul görmesi sadece hukuki geçerlilikle değil, aynı zamanda diplomatik denge, siyasi destek ve bölgesel ittifaklar aracılığıyla da şekillenmektedir. Türkiye, bu mutabakatı yalnızca hukuk düzleminde değil, aynı zamanda diplomasi ve güç dengesi bağlamında da desteklemektedir.[34]
Sonuç olarak, Türkiye-Libya deniz yetki alanları mutabakatı, mevcut uluslararası hukuk normları çerçevesinde değerlendirildiğinde geçerliliği tartışılabilir bir belge olmaktan ziyade, Türkiye’nin kendi hukuk anlayışına ve bölgesel çıkarlarına uygun biçimde formüle ettiği bir stratejik belgedir. Bu durum, bölgedeki diğer aktörlerin karşı hamleleriyle birlikte değerlendirildiğinde çok taraflı bir hukuk mücadelesi niteliği taşımaktadır.[35]
V. Yunanistan Ve Misir’in Yaklaşimi İle Alternatif Anlaşmalar
Türkiye-Libya deniz yetki alanları mutabakatının uluslararası alanda en çok tepki çeken taraflarından biri, Yunanistan ve Mısır gibi bölge ülkelerinin doğrudan menfaat alanlarına müdahale ediyor olmasıdır. Özellikle Yunanistan, bu mutabakatın kendi deniz yetki alanlarını ihlal ettiğini savunarak anlaşmayı ‘hukuka aykırı ve geçersiz’ ilan etmiş; Mısır ise bu anlaşmayı doğrudan karşı bir hamle ile dengelemeye çalışmıştır[36] .
Yunanistan’ın yaklaşımı, temelde BMDHS’ye dayansa da Türkiye ile Libya arasında imzalanan anlaşmada Meis Adası gibi küçük kara parçalarına MEB hakkı tanınmaması, Atina tarafından ciddi bir tehdit olarak algılanmıştır.[37]
Yunanistan, Meis Adası’nın tam etkiyle deniz yetki alanı oluşturabileceğini öne sürerken, Türkiye bu görüşe karşı çıkarak ‘adil paylaşım’ ve ‘hakkaniyet’ ilkesi gereği ana karaya uzak adaların sınırlı etkiye sahip olduğunu savunmaktadır. Ankara’nın bu argümanı, daha önce Uluslararası Adalet Divanı’nın Romanya-Ukrayna, Nikaragua-Kolombiya ve Libya-Tunus kararlarında da destek bulmuştur.[38]
Yunanistan, Türkiye-Libya mutabakatının ardından bölgesel bir karşı ittifak oluşturmak adına çeşitli diplomatik girişimlerde bulunmuştur. Bu kapsamda 6 Ağustos 2020 tarihinde Mısır ile MEB anlaşması imzalanmıştır.[39]
Bu anlaşma, Türkiye-Libya hattına doğrudan paralel olacak şekilde Doğu Akdeniz’de Yunanistan ile Mısır arasında sözde bir deniz sınırı belirlemiştir. Anlaşmanın haritaları, Türkiye’nin ilan ettiği MEB ile çakışan alanlar içermektedir. Mısır’ın bu anlaşmaya yönelmesindeki temel motivasyon, kendi deniz yetki alanlarını tescil altına almak ve Doğu Akdeniz’deki enerji paylaşımında daha güçlü bir aktör olabilmektir.[40]
Yunanistan’ın benimsediği diplomatik strateji, yalnızca Mısır ile sınırlı kalmamış, aynı zamanda Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), İsrail ve Fransa gibi aktörlerle enerji ve savunma temelli ittifaklara yönelmiştir. EastMed Boru Hattı Projesi bu stratejinin önemli parçalarından biri olarak öne çıkmaktadır.[41]
Ancak projenin ekonomik fizibilitesi ve çevresel etkileri nedeniyle uzun vadeli uygulanabilirliği konusunda ciddi kuşkular bulunmaktadır. Öte yandan, Yunanistan’ın Avrupa Birliği’ni Türkiye’ye karşı bir baskı aracı olarak kullanma çabası da dikkat çekmektedir.
Özellikle Doğu Akdeniz’deki askeri ve enerji rekabetine ilişkin AB’nin yayınladığı bildiriler, Yunanistan’ın diplomatik söylemlerini destekleyici nitelikte olmuş, ancak Türkiye bu girişimleri ‘maksimalist taleplerin uluslararası meşruiyet kazandırılma çabası’ olarak yorumlamıştır.[42]
Türkiye, Yunanistan-Mısır anlaşmasını uluslararası deniz hukukuna aykırı, siyasi hedeflerle kurgulanmış bir belge olarak tanımlamaktadır. Bu anlaşmanın hukuki zemininde, deniz yetki alanlarının adil ve rızaya dayalı paylaşımı ilkesi göz ardı edilmiş; yalnızca jeopolitik hamle olarak gündeme getirilmiştir.[43]
Tüm bu gelişmeler, Doğu Akdeniz’de yalnızca teknik ve hukuki değil; aynı zamanda siyasi, ekonomik ve askeri dengelerin de söz konusu olduğunu göstermektedir. Türkiye’nin Libya ile imzaladığı mutabakat, bu çok katmanlı rekabetin merkezinde yer almakta; Yunanistan ve Mısır’ın oluşturduğu karşı ittifaklar ise sürecin gerginliğini artırmaktadır.[44]
VI. Enerji Jeopolitiği Ve Doğu Akdeniz’de Rekabet
Doğu Akdeniz bölgesi, son on yılda yapılan doğalgaz keşifleri ile küresel enerji denkleminin önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir[45] . Leviathan ve Tamar sahaları (İsrail), Zohr sahası (Mısır) ve Afrodit sahası (GKRY/KKTC) gibi büyük rezervlerin keşfi, bölgenin enerji potansiyelini ortaya koymuş ve kıyıdaş ülkeler arasında enerji temelli yeni bir jeopolitik rekabet başlatmıştır.[46]
Enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve arz güvenliğinin sağlanması, özellikle Avrupa Birliği (AB) açısından Doğu Akdeniz’in stratejik önemini artırmaktadır. AB ülkeleri, Rus doğalgazına olan bağımlılığı azaltmak amacıyla Doğu Akdeniz doğalgazını alternatif kaynak olarak değerlendirmektedir.[47]
Türkiye, Doğu Akdeniz’de hem kıyıdaş bir devlet olarak hem de bölgenin enerji güvenliği açısından kritik bir aktör olarak bu süreçte yer almak istemektedir. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) tarafından yürütülen sismik araştırma ve sondaj faaliyetleri, bölgedeki enerji potansiyeline dair Türkiye’nin iddialarını somutlaştırmaktadır.[48]
Ancak Türkiye’nin bu faaliyetleri, başta Yunanistan ve GKRY olmak üzere bazı ülkeler tarafından ‘tek taraflı eylemler’ olarak nitelendirilmiş ve AB tarafından da tepkiyle karşılanmıştır. Türkiye ise bu iddiaları reddederek, kendi kıta sahanlığı ve MEB sınırları içerisinde meşru faaliyet yürüttüğünü ifade etmektedir.[49]
Bölgedeki enerji kaynakları, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda siyasi ve askeri bir rekabetin konusu haline gelmiştir. Sondaj gemilerinin donanma eşliğinde faaliyet göstermesi, deniz güvenliği tatbikatlarının artırılması ve askeri üslerin genişletilmesi, enerji rekabetinin askeri boyutunu gözler önüne sermektedir.[50]
Mısır, enerji altyapısı açısından avantajlı bir konumdadır. LNG terminalleri ve ihracat kapasiteleri ile Doğu Akdeniz gazını Avrupa pazarına ulaştırma potansiyeli taşımaktadır. Bu durum, Mısır’ın enerji diplomasisini güçlendirmiş ve bölgedeki etkisini artırmıştır.[51]
Sonuç olarak Doğu Akdeniz, enerji kaynaklarının keşfiyle birlikte yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik rekabetin merkezlerinden biri haline gelmiştir. Bu rekabet, kıyıdaş ülkeler arasında hem diplomatik girişimlere hem de askeri pozisyonlanmalara neden olmaktadır. Türkiye, bu sürecin dışında kalmamak adına enerji, hukuk ve diplomasi alanlarında çok boyutlu bir strateji izlemektedir.
Önümüzdeki dönemde, enerji arz güvenliği, ikili ve çok taraflı enerji iş birlikleri, boru hattı projeleri ve çevresel etkiler gibi faktörler, Doğu Akdeniz enerji denklemini daha da karmaşıklaştıracaktır. Türkiye’nin bu alandaki hamleleri, sadece ulusal çıkarları değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı da etkileyecek boyuttadır.
VII. Türkiye’nin Doğu Akdeniz Politikasi Ve “Mavi Vatan” Doktrini
Türkiye’nin deniz politikası, tarihsel olarak kara odaklı bir güvenlik perspektifiyle sınırlı kalmış; denizlerin jeopolitik anlamı ise son on yılda stratejik düzeyde ön plana çıkmaya başlamıştır.[52] Bu değişimin merkezinde ise 21. yüzyılın başından itibaren geliştirilen ‘Mavi Vatan’ doktrini yer almaktadır. Bu doktrin, Türkiye’nin deniz yetki alanları üzerindeki haklarını daha kararlı bir şekilde savunmasını amaçlayan yeni bir güvenlik paradigmasıdır.
Mavi Vatan kavramı ilk olarak emekli Tümamiral Cem Gürdeniz tarafından ortaya atılmıştır.[53] Bu doktrin, Türkiye’nin hem Karadeniz hem Ege Denizi hem de Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığı ve MEB haklarını uluslararası hukuka uygun biçimde korumayı hedeflemektedir.
Türkiye’nin Mavi Vatan stratejisinde en önemli unsur, harita üzerinden somutlaştırılmış deniz yetki alanı iddialarıdır. Bu haritalar, Doğu Akdeniz’de Türkiye kıyılarına yakın olan Meis, Rodos ve Girit gibi adaların tam etkiyle MEB oluşturamayacağı görüşüne dayanmakta; bu görüş, kıyı uzunluğu ve coğrafi yakınlık esasına dayanan hakkaniyet ilkesiyle desteklenmektedir.[54]
Türkiye, bu stratejik doktrin doğrultusunda çeşitli ulusal kurumlarıyla birlikte sahada aktif pozisyon almıştır. TPAO’ya ait sismik araştırma ve sondaj gemileri (Oruç Reis, Yavuz, Fatih) Doğu Akdeniz’de faaliyet göstermiş; bu gemilere Türk Deniz Kuvvetleri tarafından askeri koruma sağlanmıştır.[55] Bu faaliyetler, NAVTEX (Denizcilere Duyuru) bildirileriyle uluslararası kamuoyuna ilan edilmiştir.
Türkiye’nin bu adımları yalnızca enerji arayışı olarak değil, aynı zamanda egemenlik haklarını koruma refleksi olarak değerlendirilmektedir. Özellikle Mavi Vatan kapsamında ilan edilen MEB sınırları ve yapılan arama faaliyetleri, Türkiye’nin denizlerdeki stratejik derinliğini artırma politikasıyla doğrudan ilişkilidir.[56]
Mavi Vatan söylemi, iç siyasette de güçlü bir karşılık bulmuştur. Hem hükümet politikalarında hem de muhalefet partilerinin açıklamalarında bu kavram, ulusal çıkarları simgeleyen stratejik bir zemin olarak kullanılmaktadır. Bu yönüyle Mavi Vatan, askeri-stratejik bir kavram olmanın ötesine geçerek siyasi söylemin de merkezine yerleşmiştir[57] .
Uluslararası alanda ise bu doktrin karmaşık tepkilerle karşılanmıştır. Yunanistan ve GKRY, Mavi Vatan haritalarını ‘yayılmacı’ olarak tanımlarken, Türkiye bu haritaların uluslararası deniz hukukuna dayandığını savunmuştur. Türkiye, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlara sunduğu notalarla bu yaklaşımını hukuki zeminde gerekçelendirmeye çalışmıştır.[58]
Mavi Vatan stratejisi aynı zamanda Türkiye’nin donanma yapılanması ve askeri deniz gücü kapasitesini de şekillendirmiştir. Millî Savunma Bakanlığı, son yıllarda deniz kuvvetleri yatırımlarını artırmış; savunma sanayii ise yerli denizaltı, savaş gemisi ve insansız deniz aracı üretimini hızlandırmıştır.[59] Bu gelişmeler, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki caydırıcılığını doğrudan artıran unsurlar arasında yer almaktadır.
Türkiye’nin Mavi Vatan politikası, yalnızca mevcut deniz yetki sınırlarını koruma değil, aynı zamanda uluslararası deniz hukukunda ‘adil paylaşım’ ilkesine dayalı yeni bir paradigma oluşturma hedefi taşımaktadır. Bu bağlamda Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki politikası, klasik deniz diplomasisinin ötesine geçerek jeopolitik stratejinin temel yapı taşlarından biri haline gelmiştir.
VIII. Uluslararasi Tepkiler Ve Diplomatik Dengeler
Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanları mutabakatı, yalnızca bölge ülkeleri arasında değil, aynı zamanda uluslararası toplumda da geniş yankı uyandırmıştır. Anlaşmanın ardından AB, BM, NATO ve ABD gibi uluslararası aktörler çeşitli açıklamalar yapmış; bölgedeki dengeyi koruma yönünde çağrılarda bulunmuştur.
AB, mutabakatı Yunanistan ve GKRY lehine değerlendirmiş ve Türkiye’nin bu girişimini ‘provokatif’ olarak nitelendirmiştir. 2020 yılında yayımlanan AB Konseyi kararlarında, Türkiye’nin sondaj faaliyetlerine karşı ekonomik yaptırım tehditleri gündeme getirilmiş ve bazı Türk şirketlerine yönelik yaptırımlar uygulanmıştır[60] .
Buna karşılık Türkiye, AB’nin taraflı tutumunu eleştirmiş ve AB’nin GKRY ve Yunanistan’ın maksimalist taleplerine araç olmaması gerektiğini belirtmiştir. Türkiye, deniz yetki alanı ihtilaflarının ancak uluslararası hukuk ve diyalog temelinde çözülebileceğini vurgulamıştır.[61]
BM ise daha temkinli bir tutum sergilemiş; Türkiye-Libya mutabakatını 27 Aralık 2019 tarihinde resmi olarak kayda almış, ancak anlaşmanın meşruiyetine doğrudan destek vermemiştir. BM, tarafları diyalog ve uzlaşıya çağıran açıklamalar yaparak çatışmanın tırmanmaması gerektiğini belirtmiştir.[62]
NATO cephesi ise daha karmaşık bir tabloya sahiptir. Hem Türkiye hem Yunanistan’ın NATO üyesi olması, ittifak içi bir denge zorunluluğu doğurmuştur. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Doğu Akdeniz’de gerginliğin azaltılması amacıyla ‘ayrıştırma mekanizması’ kurulmasını önermiş ve tarafların askeri çatışmadan kaçınmasını istemiştir.[63]
ABD, Türkiye-Libya anlaşmasına başlangıçta mesafeli yaklaşmış, ancak zamanla bölgedeki enerji dengelerini gözeten bir tutum sergilemiştir. 2021 yılı itibarıyla ABD yönetimi, Doğu Akdeniz’de iş birliğini teşvik eden bir söylem benimsemiş ve taraflara doğrudan diyalog çağrısında bulunmuştur.[64]
Yunanistan ve GKRY, uluslararası arenada Türkiye’ye karşı geniş bir diplomatik lobi faaliyeti yürütmüştür. AB kurumları, ABD Kongresi, Fransa ve Mısır gibi aktörlerle yapılan temaslar sonucunda Türkiye’nin izole edilmesi hedeflenmiş; bazı Avrupa ülkeleri bu çabaları aktif şekilde desteklemiştir[65] .
Türkiye ise karşı diplomatik hamleler geliştirerek Afrika, Orta Doğu ve Asya’daki ülkelerle ilişkilerini güçlendirmiştir. Bu süreçte özellikle Libya, Cezayir, Pakistan, Azerbaycan ve Katar gibi ülkelerle yapılan görüşmeler, Türkiye’nin yalnızlaştırılma girişimlerine karşı stratejik ittifaklarını pekiştirmesini sağlamıştır.[66]
Rusya ve Çin gibi aktörler ise Doğu Akdeniz krizine daha mesafeli yaklaşmış; doğrudan taraf olmak yerine enerji iş birlikleri ve bölgesel denge politikaları üzerinden dolaylı etkiler yaratmayı tercih etmiştir. Rusya, Suriye’deki varlığı ve enerji şirketleriyle sahada etkili olurken, Çin daha çok ekonomik diplomasi yoluyla bölgeyle ilişkilerini sürdürmüştür.[67]
Sonuç olarak Türkiye-Libya mutabakatı, uluslararası alanda hem desteklenen hem de eleştirilen bir belge olarak karmaşık diplomatik dengeleri harekete geçirmiştir. Türkiye’nin karşılaştığı tepkiler, büyük ölçüde jeopolitik çıkarlar ve bölgesel ittifaklar çerçevesinde şekillenmiş; bu da Doğu Akdeniz’in sadece bölgesel değil, küresel bir rekabet sahasına dönüştüğünü göstermiştir.[68]
IX. Anlaşmanin Jeopolitik Etkileri Ve Geleceğe Yönelik Senaryolar
Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanları mutabakatı, sadece deniz sınırlarını yeniden tanımlayan bir belge değil; aynı zamanda geniş çaplı jeopolitik yansımaları beraberinde getiren bir dönüm noktasıdır.[69] Bu mutabakat, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin etkinliğini artırmış, enerji ve güvenlik merkezli bir dış politika anlayışının sahaya yansımasını simgelemiştir.
Anlaşmanın ardından Türkiye, bölgedeki varlığını daha da güçlendirmiş; askeri, diplomatik ve ekonomik araçları eş zamanlı olarak kullanarak Doğu Akdeniz denkleminde oyun kurucu bir pozisyon üstlenmiştir. Özellikle Libya’da Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) ile kurulan stratejik ittifak, Türkiye’nin Kuzey Afrika’da da etki alanını genişletmesine olanak sağlamıştır.[70]
Türkiye’nin bölgedeki donanma faaliyetlerinin artması, NAVTEX ilanları ve sondaj gemilerinin askeri unsurlarla korunması gibi adımlar, yalnızca enerji arayışını değil; aynı zamanda ulusal güvenlik stratejisinin deniz boyutunu da yansıtmaktadır.[71] Bu durum, Mavi Vatan konseptinin stratejik bir dış politika doktrini haline geldiğinin göstergesidir.
Libya mutabakatı, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki yalnızlaştırılma çabalarına karşı geliştirdiği bir dengeleme stratejisidir. Yunanistan, GKRY ve Mısır üçgenine karşı sahada ve diplomatik alanda kurulan bu denge, Türkiye’ye hem askeri caydırıcılık hem de hukuki zemin sağlamıştır.[72]
Anlaşmanın bir diğer önemli etkisi, Türkiye’nin deniz yetki alanlarına dair uluslararası hukuk temelinde tezlerini güçlendirmesidir. BM’ye yapılan bildirim, mutabakatın küresel düzeyde kayda geçmesini sağlamış; Türkiye’nin diplomatik pozisyonuna uluslararası meşruiyet kazandırmıştır.[73]
Geleceğe yönelik olarak bu mutabakatın bölgede yeni iş birliklerine mi yoksa yeni çatışmalara mı kapı aralayacağı, aktörlerin atacağı adımlara bağlıdır. Türkiye ile Mısır arasında başlayan diplomatik normalleşme süreci, bu anlaşmanın geleceği açısından belirleyici olabilir.[74]
Aynı şekilde, Libya’daki iç siyasi yapının değişkenliği ve Türkiye’nin desteklediği UMH hükümetinin zayıflaması ihtimali, anlaşmanın uygulanabilirliği açısından riskler barındırmaktadır. Eğer Libya’da Türkiye karşıtı bir hükümet iktidara gelirse, mutabakatın iptali ya da revize edilmesi gündeme gelebilir.[75]
Doğu Akdeniz’in jeopolitik geleceği, yalnızca bölge ülkelerinin kararlarına değil; ABD, AB, Rusya ve Çin gibi büyük güçlerin pozisyonlarına da bağlıdır. Küresel enerji politikaları, deniz güvenliği stratejileri ve ittifak dinamikleri, Türkiye-Libya mutabakatının sahadaki etkisini şekillendirecektir.[76]
Türkiye açısından en olası senaryo, bölgesel enerji kaynaklarını çok taraflı iş birliği ile değerlendirmeye yönelik bir diplomatik vizyonun geliştirilmesidir. Türkiye’nin enerji diplomasisini çeşitlendirmesi, boru hattı projeleri ve LNG anlaşmaları üzerinden diplomatik açılımlar yapması, uzun vadede çatışma yerine iş birliğini teşvik edebilir.[77]
Sonuç olarak Türkiye-Libya deniz yetki alanları mutabakatı, Doğu Akdeniz’in mevcut ve gelecekteki jeopolitik yapısında belirleyici bir rol oynamaktadır. Bu rol, yalnızca enerji çıkarlarıyla sınırlı kalmayıp; güvenlik, hukuk, diplomasi ve ittifak stratejileri üzerinden yeniden şekillenmektedir.
X. Sonuç Ve Politika Önerileri
Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanları mutabakatı, Doğu Akdeniz’deki dengeyi değiştiren stratejik bir hamle olmuştur. Bu mutabakat, enerji kaynaklarına erişim, deniz yetki alanlarının belirlenmesi ve askeri-stratejik iş birlikleri açısından Türkiye’ye önemli kazanımlar sağlamıştır. Aynı zamanda bu gelişme, Türkiye’nin uluslararası hukuk temelinde hakkaniyet ilkesini savunduğu bir dış politika yöneliminin ürünüdür.
Ancak anlaşmanın bölgesel ve uluslararası tepkilerle karşılaşması, Doğu Akdeniz’in yalnızca enerji sahası değil, aynı zamanda diplomatik bir mücadele alanı olduğunu ortaya koymuştur. AB, Yunanistan ve GKRY gibi aktörler anlaşmaya karşı çıkarken; Türkiye, bu tepkileri hem hukuki argümanlarla hem de sahadaki fiili uygulamalarla dengelemiştir.[78]
Mutabakatın getirdiği hukuki meşruiyet ve diplomatik kazanımlar kadar, Türkiye’nin sahadaki askeri caydırıcılığı da sürecin önemli bir parçasıdır. Donanma faaliyetleri, sondaj gemileri ve NAVTEX ilanlarıyla desteklenen bu caydırıcılık, Türkiye’nin Mavi Vatan doktriniyle doğrudan ilişkilidir.[79]
Gelecekte bu mutabakatın etkinliğini sürdürebilmesi, yalnızca Türkiye’nin kararlılığına değil; aynı zamanda Libya’daki siyasi istikrara, enerji piyasalarındaki gelişmelere ve bölgesel diplomatik ilişkilere de bağlıdır. Bu nedenle Türkiye’nin politikalarını çok yönlü ve esnek bir perspektifle yürütmesi gerekmektedir.[80]
[1] Özkan D.(2025) Doğu Akdeniz Enerji Jeopolitiği ve Bölgesel Güç Mücadelesi Bağlamında Sahildar Devletlerin Ulusal Güvenlik Algıları, Akademik Hassasiyetler https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4232292 s.e.t 2 Nisan 2025
[2] EveryCRSReport.com(2016) ,Natural Gas Discoveries in the Eastern Mediterranean https://www.everycrsreport.com/reports/R44591.html?utm_source s.e.t 2 Nisan 2025
[3] Turan,F. ( 2022),Doğu Akdeniz’de Deniz Yetki Alanları Mücadelesi. Alınteri Sosyal Bilimler Dergisi
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2291386 s.e.t 2 Nisan 2025
[4] Denizli, C. (2022). Doğu Akdeniz Hidrokarbonları Üzerine Jeopolitik Bir Değerlendirme. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/3181695 s.e.t 2 Nisan 2025
[5] Balık, İ. (2018). Türkiye’nin deniz yetki alanları ve kıyıdaş ülkelerle yetki alanı anlaşmazlıkları., https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/452705 s.e.t 2 Nisan 2025
[6] edam (2020). Fransa – Yunanistan Savunma İttifakı & Türk – s.e.t 2 Nisan 2025 Yunan Askeri Dengesinin Geleceği. İstanbul: Ekonomi ve Dış Politika Araştırma Merkezi.
https://edam.org.tr/wp-content/uploads/2021/10/211012-FRA-GRE-TUR.pdf s.e.t 2 Nisan 2025
[7] Mira, E.R. (2022). Türkiye – Libya Arasında İmzalanan “Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası”nın Türk Dış Politikasına Etkisi. Anadolu Strateji Dergisi. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2517872 s.e.t 3Nisan 2025
[8] Üstündağ, A. (2017). Türkiye-Libya İlişkileri (1951-2011). Bursa Uludağ Üniversitesi. https://www.mfa.gov.tr/turkiye-libya-siyasi-iliskileri.tr.mfa s.e.t 3 Nisan 2025
[9] Republic of Turkey Ministry of Foreign Affairs. (2019). Bilateral Relations between Türkiye and Libya. https://www.mfa.gov.tr/bilateral-relations-between-turkiye-and-libya.en.mfa?utm_source s.e.t 3 Nisan 2025
[10] Ayhan, V. (2020). Libya İç Savaşı: Kabileler Arası İktidar Mücadelesi. ORSAM.. https://orsam.org.tr/d_hbanaliz/1veysel_27.pdf s.e.t 3 Nisan 2025
[11] Anadolu Ajansı.(202) Türkiye-Libya Deniz Yetki Anlaşması, Her İki Ülkenin Egemenlik Haklarını Korudu https://www.aa.com.tr/tr/dunya/turkiye-libya-deniz-yetki-anlasmasi-her-iki-ulkenin-egemenlik-haklarini-korudu/2748607 s.e.t 3 Nisan 2025
[12] ] Erciyes, Ç. (2019). Doğu Akdeniz Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması: Türkiye’nin Siyasi ve Hukuki Tezleri ve Sahadaki Uygulamaları. Ankara: T.C. Dışişleri Bakanlığı Yayınları. https://www.mfa.gov.tr/data/dogu-akdeniz-deniz-yetki-alanlarinin-sinirlandirilmasi.pdf s.e.t 3 Nisan 2025
[13] Anadolu Ajansı(2020). Türkiye-Libya anlaşması Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikasında önemli kazanım https://www.aa.com.tr/tr/dunya/turkiye-libya-anlasmasi-turkiyenin-dogu-akdeniz-politikasinda-onemli-kazanim/1662097 s.e.t 3 Nisan 2025
[14] Anadolu Ajansı.(2020) Türkiye-Libya anlaşması Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikasında önemli kazanım. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/turkiye-libya-anlasmasi-turkiyenin-dogu-akdeniz-politikasinda-onemli-kazanim/1662097 s.e.t 3 Nisan 2025
[15] Uronews.(2020) Türkiye-Libya mutabakatı Türk-Yunan ilişkilerini nasıl etkiler? https://tr.euronews.com/2020/01/30/dogu-akdeniz-yeni-denklem-libya-deniz-yetki-alani-mutabakat-turk-yunan-iliskileri-ne-olur?utm_source s.e.t 3 Nisan 2025
[16] Acer,Y. (2019). Doğu Akdeniz’deDeniz Yetki Alanları Ve Türkiye-Libya- Mutabakatı.Seta Analiz https://www.setav.org/assets/uploads/2019/12/A301.pdf?utm_source s.e.t 3 Nisan 2025
[17] Bulut,S. (2019). Türkiye ve Libya Arasında Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası: Anlaşmanın Türkiye-İsrail İlişkilerinin Geleceğine Muhtemel Etkileri https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2079057 s.e.t 4 Nisan 2025
[18] United Nations Treaty Collection. (2020). Maritime Boundaries: Turkey and Libya Agreement Submission.https://treaties.un.org/pages/ViewDetails.aspx?src=TREATY&mtdsg_no=XXI-6&chapter=21&clang=_en s.e.t 4 Nisan 2025
[19] Karataş, Z (2021). Karşı Kıyıya Yakın Adaların Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasındaki Rolü (Kızılhisar/Meis Adası Örneği) https://icil.org.tr/karsi-kiyiya-yakin-adalarin-deniz-yetki-alanlarinin-sinirlandirilmasindaki-rolu-kizilhisarmeis-adasi-ornegi/ s.e.t 4 Nisan 2025
[20] Cihat Yaycı, Türkiye-Libya Arasında İmzalanan Münhasır Ekonomik Bölge Andlaşmasının Sonuç ve Etkileri, Kriter, 2020.. https://kriterdergi.com/dosya/turkiye-ve-libya-arasindaki-anlasmanin-sonuc-ve-etkileri s.e.t 4 Nisan 2025
[21] Yeni Yaşam Gazetesi (2020) Akdeniz’de AB İle Artan Gerginlik Ve Deniz Ekosistemi https://yeniyasamgazetesi9.com/akdenizde-ab-ile-artan-gerginlik-ve-deniz-ekosistemi/?utm_source s.e.t 4 Nisan 2025
[22] ] Sürmelioğlu Parlar, D. (2022). Doğu Akdeniz Enerji Rekabetinde Libya. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2265740?utm_source s.e.t 4 Nisan 2025
[23] Anadolu Ajansı. (2021). Türkiye-Libya deniz yetki anlaşması Doğu Akdeniz’de hak ve dengeleri güvenceye aldı https://www.aa.com.tr/tr s.e.t 4 Nisan 2025
[24] United Nations Document Registry. (2020). Libya’s Letter to the UN Secretary-General. https://documents-dds-ny.un.org/doc/UNDOC/GEN/N19/421/26/PDF/N1942126.pdf s.e.t 4 Nisan 2025
[25] Euronews. (2019). unanistan Libya’nın Atina Büyükelçisi’ni sınır dışı etme kararı aldı. https://tr.euronews.com/2019/12/06/yunanistan-turkiye-ile-anlasma-nedeniyle-libyanin-atina-buyukelcisini-sinir-disi?utm_source s.e.t 9 Nisan 2025
[26] Mavi Vatan Dergisi (2020). Mavi Vatan’dan Açık Denizlere. MSÜ Deniz Harp Enstitüsü. https://www.msu.edu.tr/mavivatandanacikdenizleredergisi/mavivatan5.pdf?utm_source s.e.t 9 Nisan 2025
[27] United Nations. (1982). United Nations Convention on the Law of the Sea (BMDHS). https://www.un.org/depts/los/convention_agreements/texts/unclos/unclos_e.pdf s.e.t 9 Nisan 2025
[28] Demir,İ. (2020). Türk Deniz Yetki Alanlarının Belirlenmesinin Hukuki Dayanakları Üzerine Bazı Düşünceler. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1466614 s.e.t 9 Nisan 2025
[29] Stratejik Ortak Dergisi (2019). Türkiye-Libya ‘Deniz Sınırları Anlaşmasının’ Hukuki Boyutu https://stratejikortak.com/2019/12/libya-turkiye-anlasma-hukuki-boyut.html s.e.t 9 Nisan 2025
[30] United Nations. (1982). United Nations Convention on the Law of the Sea (UNCLOSBMDHS), Article 121. https://www.un.org/depts/los/convention_agreements/texts/unclos/part8.htm s.e.t 10 Nisan 2025
[31]Independent Türkçe. (2020). Türkiye, Libya İle Mutabakatın Tescili İçin BM’ye Bildirimde Bulundu https://treaties.un.org s.e.t 10 Nisan 2025
[32]nternational Court of Justice. (2012). Territorial and Maritime Dispute (Nicaragua v. Colombia).. https://www.icj-cij.org/en/case/124 s.e.t 10 Nisan 2025
[33] Acer, Y. (2019). Doğu Akdeniz’de Deniz Yetki Alanları ve Türkiye-Libya Mutabakatı. Seta Analiz, https://www.setav.org/assets/uploads/2019/12/A301.pdf?utm_source s.e.t 10 Nisan 2025
[34] Şen,B. (2020). Türkiye-Libya Deniz Yetki Sınırı Anlaşması ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki Pozisyonu. Tasam https://tasam.org/tr-TR/Icerik/56676/turkiye- libya_deniz_yetki_siniri_anlasmasi_ve_turkiyenin_dogu_akdenizdeki_pozisyonu s.e.t 10 Nisan 2025
[35] Aslan,C. (2019). Türkiye-Libya ‘Deniz Sınırları Anlaşmasının’ Hukuki Boyutu. Stratejik Ortak Dergisi https://stratejikortak.com/2019/12/libya-turkiye-anlasma-hukuki-boyut.html s.e.t 10 Nisan 2025
[36] BBC Türkçe. (2019). Yunanistan’dan Türkiye-Libya Mutabakatına Tepki. https://www.bbc.com/turkce s.e.t 12 Nisan 2025
[37] BMDHS. (1982). Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi https://diabgm.adalet.gov.tr/arsiv/sozlesmeler/coktaraflisoz/bm/bm_26.pdf s.e.t 12 Nisan 2025
[38] International Court of Justice. (2012). Nicaragua v. Colombia. https://www.icj-cij.org/en/case/124 s.e.t 12 Nisan 2025
[39] Türkiye Cumhuriyeti Diş İşleri Bakanlığı (2020). Yunanistan ile Mısır Arasında Sözde Deniz Yetki Alanları Sınırlandırma Anlaşması İmzalanması .https://www.mfa.gov.tr/no_-165_-yunanistan-ile-misir-arasinda-sozde-deniz-yetki-alanlari-anlasmasi-imzalanmasi-hk.tr.mfa s.e.t 12 Nisan 2025
[40] Acer,Y. (2020). Doğu Akdenız’de Yunanıstan-Mısır Denız SınırıAntlaşması Ve Türkıye. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1466577?utm_source s.e.t 12 Nisan 2025
[41] KKTC Diş İşleri Bakanlığı. (2021). GKRY, Yunanistan ve Mısır üçlü görüşmesi https://www.europarl.europa.eu/thinktank/en/document/EPRS_BRI(2021)690709 s.e.t 18 Nisan 2025
[42] Uygun,A.G. (2021). Doğu Akdeniz’de Paylaşım Rekabeti: Türkiye-Yunanistan Gerginliği ve Avrupa Birliği’nin Tutumu. https://www.tyb.org.tr/dr-ogr-uyesi-ayse-gulce-uygun-dogu-akdenizde-paylasim-rekabeti-turkiye-yunanistan-ger-49692h.htm s.e.t 12 Nisan 2025
[43] 21.Yüzyıl Türkiye Enstitüsü. (2020). Doğu Akdeniz’de Uluslararası Hukukun İhlali: Yunanistan – Mısır Anlaşması https://21yyte.org/milli-guvenlik-ve-dis-politika-arastirmalari-merkezi/dogu-akdeniz-de-uluslararasi-hukukun-i-hlali-yunanistan-misir-anlasmasi/28333 s.e.t 12 Nisan 2025
[44] Stratejik Düşünce Enstitüsü (2019). Türkiye’nin, Libya ile İmzaladığı Mutabakat Yunanistan’ı Kızdırdı. https://www.sde.org.tr/haber/turkiyenin-libya-ile-imzaladigi-mutabakat-yunanistani-kizdirdi-haberi-13225 s.e.t 12 Nisan 2025
[45] Kıbrıs Gazetesi. (2025). Doğu Akdeniz ve Doğal Gaz Jeopolitiği. https://www.eia.gov/international/overview/region/EMED s.e.t 18 Nisan 2025
[46] ENI. (2018). Zohr Gas Field Development. https://www.eni.com/en-IT/operations/egypt-zohr.html s.e.t 18 Nisan 2025
[47] European Commission. (2020). Energy Security Strategy. https://ec.europa.eu/energy/topics/energy-security_en s.e.t 18 Nisan 2025
[48] TPAO. (2023). Doğu Akdeniz Enerji Aramaları. https://www.tpao.gov.tr/deniz s.e.t 18 Nisan 2025
[49] Acer,Y (2025). Türkiye’nin Yunanistan ile Deniz Mekansal Planlama Gerginliği SETA https://www.setav.org/turkiyenin-yunanistan-ile-deniz-mekansal-planlama-gerginligi?utm_source=chatgpt.coms.e.t 18 Nisan 2025
[50] Mevlütoğlu,A. (2019). Naval Activity in the Eastern Mediterranean DEFENCE TURKEY. https://www.defenceturkey.com/en/content/naval-balance-of-power-in-the-eastern-mediterranean-3634 s.e.t 18 Nisan 2025
[51] Kökyay,F. (2021). Enerji Güvenliği Ekseninde Doğu Akdeniz Gaz Forumu. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1484880?utm_source s.e.t 20 Nisan 2025
[52] Medya Günlüğü (2024). Deniz jeopolitiği ve Türkiye. https://www.uik.org.tr/haberler/uluslararasi-iliskiler-dergisi s.e.t 20 Nisan 2025
[53] VISION (2021). Türkiye’nin Denizcilik Doktrini:Mavi Vatan .https://vision-pd.org/wp-content/uploads/2021/03/Mavi-Vatan-.pdf?utm_source s.e.t 20 Nisan 2025
[54] Kurumahmut,A.(2022). Doğu Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasında Karaada, Meis Ve Fener Adası’nın Rolü. Türk Deniz Araştırmaları Vakfı https://tudav.org/deniz-postasi/dogu-akdenizde-deniz-yetki-alanlarinin-sinirlandirilmasinda-karaada-meis-ve-fener-adasinin-rolu-ali-kurumahmut-mayis-2020/ s.e.t 20 Nisan 2025
[55] Milli Savunma Bakanlığı (2020). Karadeniz Ve Doğu Akdeniz’deki Görevli Gemilere Türk Deniz Kuvvetlerince Refakat Ve Koruma Görevi Devam Ediyor.. https://tpao.gov.tr/faaliyetler/dogu-akdeniz s.e.t 20 Nisan 2025
[56] Yılmaz,E.A. (2020). Doğu Akdeniz’deki Gelişmeler Doğrultusunda Türk DışPolitikası’nın Dünü Ve Bugünü. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1278650?utm_source s.e.t 1 Mayıs 2025
[57] Mavi. Vatan.Net (2023). Mavi Vatan Kavramı ve Önemi. https://mavivatan.net/mavi-vatan-kavrami-ve-onemi/ s.e.t 1 Mayıs 2025
[58] INSIGHT Turkey. (2021). Turkey’s Legal Approach to Maritime Boundary Delimitation in the Eastern Mediterranean Sea.https://www.insightturkey.com/articles/turkeys-legal-approach-to-maritime-boundary-delimitation-in-the-eastern-mediterranean-sea s.e.t 1 Mayıs 2025
[59] Mavi Vatan.net. (2025). Gemi İnşa ve Modernizasyon – Türk Donanmasında En Yoğun Dönem https://mavivatan.net/gemi-insa-ve-modernizasyon-turk-donanmasinda-en-yogun-donem/ s.e.t 2 Mayıs 2025
[60] Evrensel Gazetesi. (2020). AB Zirvesinde Türkiye’ye Ek Yaptırım Konusunda Fikir Birliği Sağlandı. https://www.evrensel.net/haber/420872/ab-zirvesinde-turkiyeye-ek-yaptirim-konusunda-fikir-birligi-saglandi?utm_source s.e.t 2 Mayıs 2025
[61] Cumhuriyet Gazetesi. (2020). Dışişleri Bakanlığı’ndan AB tepkisi: “Yanlı ve hukuka aykırı tutumu reddediyoruz . https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/disislerinden-ab-zirvesine-tepki-1797870?utm_source s.e.t 2 Mayıs 2025
[62] Anadolu Ajansı (2019). BM’den Türkiye-Libya Mutabakatına İlişkin Açıklama. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/bmden-turkiye-libya-mutabakatina-iliskin-aciklama/1671052?utm_source s.e.t 4 Mayıs 2025
[63] T.C.iletişim Başkanlığı. (2020). Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’i kabul etti. https://www.mepanews.com/abdden-turkiye-ile-libya-arasinda-imzalanan-anlasmaya-tepki-55462h.htm?utm_source s.e.t 4 Mayıs 2025
[64] Mepa News (2022). ABD Dışişleri Bakanlığından Türkiye İle Libya Arasında İmzalanan Anlaşmaya İlişkin Açıklama Yapıldı .https://www.mepanews.com/abdden-turkiye-ile-libya-arasinda-imzalanan-anlasmaya-tepki-55462h.htm?utm_source s.e.t 4 Mayıs 2025
[65] Aslan,M. (2021). Yunanistan AB’nin Gücü İle Türkiye Üzerinde Baskı Kurmak İstiyor. SETA https://www.setav.org/mavi-vatan/yunanistan-abnin-gucu-ile-turkiye-uzerinde-baski-kurmak-istiyor s.e.t 4 Mayıs 2025
[66] İnat,K. (2020). Türkiye’nin Doğu Akdeniz Politikası: Hedefler, Araçlar, Yöntemler. Kriter https://kriterdergi.com/dosya-dogu-akdenizde-ne-oluyor/turkiyenin-dogu-akdeniz-politikasi-hedefler-araclar-yontemler s.e.t 4 Mayıs 2025
[67] URAL,S.(2021). Rusya’nın Doğu Akdeniz Politikası. https://21yyte.org/fikir-tanki/rusya-nin-dogu-akdeniz-politikasi/29832?utm_source s.e.t 7 Mayıs 2025
[68] TRT Haber (2019). Türkiye ile Libya arasındaki mutabakat için kim, ne dedi? https://www.trthaber.com/haber/dunya/turkiye-ile-libya-arasindaki-mutabakat-icin-kim-ne-dedi-444815.html?utm_source s.e.t 7 Mayıs 2025
[69] Anadolu Ajansı . (2019). Türkiye-Libya anlaşması: Doğu Akdeniz’de jeopolitik denklem değişiyor. https://www.aa.com.tr/tr/analiz/turkiye-libya-anlasmasi-dogu-akdeniz-de-jeopolitik-denklem-degisiyor/1661248?utm_source s.e.t 7 Mayıs 2025
[70] Güneş,A. (2022). Türkiye’nin Libya’daki Askeri Varlığı.Milli Savunma Üniversitesi Yayınları. https://kho.msu.edu.tr/akademik/enstitu/belgeler/uluslararas%C4%B1%20ili%C5%9Fkilerde%20g%C3%BCncel%20sorunlar.pdf?utm_source s.e.t 8 Mayıs 2025
[71] Şahin,K. (2023). Cumhuriyetin Başından GünümüzeTürk Dış Politikasının Deniz Güvenliği Stratejisi. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3391737?utm_source s.e.t 8 Mayıs 2025
[72]Karaaslan,H.(2023). Türk Dış Politikasında Bir Bölge Olarak Akdeniz: Türkiye-AvrupaBirliği İlişkileri Bağlamında Bir Değerlendirme https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2743444?utm_source. s.e.t 9 Mayıs 2025
[73] T.C.Dışişleri Bakanlığı Kitapçığı. (2024). Belirsizlikler Çağında Kararlı Ve Güçlü Türk Dış Politikası. https://www.mfa.gov.tr/site_media/html/belirsizlikler-caginda-kararli-ve-guclu-turk-dis-politikasi-2025-kitapcik.pdf?utm_source s.e.t 9 Mayıs 2025
[74] Devecioğlu,K (2024). Türkıye-Mısır İlışkılerının Gelışımı Ve Geleceğı Stratejık, Ekonomık Ve Dıplomatık Perspektıfler.ORSAM. https://demo3.orsam.org.tr/dosya/turkiye-misir-iliskilerinin-gelisimi-ve-gelecegi-stratejik-ekonomik-ve-diplomatik-perspektifler.pdf?utm_source s.e.t 9 Mayıs 2025
[75] INDEPENDENT Türkçe. (2024). Libya Mahkemesi, UBH İle Türkiye Arasındaki Mutabakat Zaptının İptaline Karar Verdi. https://www.indyturk.com/node/700791/d%C3%BCnya/libya-mahkemesi-ubh-ile-t%C3%BCrkiye-aras%C4%B1ndaki-mutabakat-zapt%C4%B1n%C4%B1n-iptaline-karar-verdi?utm_source s.e.t 10 Mayıs 2025
[76] Ozan,E. (2020). Doğu Akdeniz’de Abd-Rusya Rekabeti VeTürkiye’nin Güvenliği. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1126280?utm_source s.e.t 10 Mayıs 2025
[77] T.C Dışişleri Bakanlığı (2021). Türkiye’nin Uluslararası Enerji Stratejisi https://www.mfa.gov.tr/turkiye_nin-enerji-stratejisi.tr.mfa?utm_source s.e.t 12 Mayıs 2025
[78] Yüce,U.T (2019). Türkiye’nin Yeni Mücadele Alanı: Doğu Akdeniz Ve Kıbrıs – Diplomatik Gözlem. AVİM. https://avim.org.tr/Blog/TURKIYE-NIN-YENI-MUCADELE-ALANI-DOGU-AKDENIZ-VE-KIBRIS-DIPLOMATIK-GOZLEM-TEMMUZ-2019?utm_source s.e.t 14 Mayıs 2025
[79] Yaycı,C. (2022). MAVİ VATAN“Bir Harita ve Bir Doktrin Kitabı”Türkiye’nin Denizlerdeki Misak-ı Milli’si. https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/KITAP/ekt0000088.pdf?utm_source s.e.t 10 Mayıs 2025
[80] ] Uluslararası Politika Akademisi. (2020). Libya Krizi’ne Angaje Olan Kilit Aktörler Ve Politikaları: Sahada Ve Masada Son Durum https://politikaakademisi.org/2020/10/01/libya-krizine-angaje-olan-kilit-aktorler-ve-politikalari-sahada-ve-masada-son-durum/?utm_source s.e.t 10 Mayıs 2025
