Türkiye’nin Denizüstü Rüzgâr Enerjisi Faaliyetleri Konusunda Yaptığı Çalışmalar

Giriş

Türkiye’de enerji ve doğal kaynaklara olan talep, ekonomik büyüme ve nüfus artışıyla birlikte artış göstermektedir. 2002 yılından bu yana Türkiye, güçlü bir ekonomik performans sergilemiştir. Yıllık ortalama %5,5 büyüme oranıyla OECD ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ekonomilerden biri olarak öne çıkmıştır.[1]

Dünyada ve özellikle Türkiye gibi enerjide dışa bağımlı olan ülkelerde yenilenebilir enerjiye olan talep; küresel ısınma, hava kirliliği, konvansiyonel enerji kaynaklarının uzun vadede sonlu olması, petrol ve gazdaki ani fiyat dalgalanmaları sebebiyle artmıştır. Yenilenebilir enerji, sürekli var olup kullanılabilen ve aynı zamanda kısa sürede yerine konulabilen enerjidir. Günümüzde birçok ülkenin bu enerji kaynaklarına yönelmesi ile birlikte rüzgâr enerjisinin önemi de artmıştır. Özellikle 2000’li yılların ilk dönemlerinden itibaren deniz üstü rüzgâr enerji santralleri kullanımı, büyük bir gelişim göstermiştir.[2]

Deniz üstü rüzgâr enerji santralleri, ilk kez 1991 yılında Danimarka’da kurulmuş ve sonraki yıllarda diğer Kuzey Avrupa ülkelerinde yaygınlaşmıştır. Bu alanda özellikle İngiltere, büyük yatırımlar yaparak öne çıkmıştır.[3] Bugün, dünya genelinde 100’den fazla ülke rüzgâr enerjisiyle elektrik üretimi gerçekleştirmektedir. En yüksek kurulu rüzgâr enerjisi kapasitesine sahip ülkeler arasında Çin, Amerika Birleşik Devletleri ve Almanya bulunmaktadır. Türkiye ise rüzgâr enerjisi kurulumunda Avrupa’da 7’nci, dünyada ise 12’nci sırada yer alarak bu alanda önemli bir konumda bulunmaktadır.[4]

Türkiye, enerji talebini yalnızca yerli kaynaklarla karşılayamadığı için şu anda ihtiyacının yaklaşık %70’ini ithalatla sağlamaktadır.[5] Bu bağımlılığı azaltmak ve artan enerji talebine çözüm bulmak amacıyla, son on yılda Türk hükümeti enerji güvenliğini yerli üretimle sağlamaya, enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye ve bölgesel bir enerji ticaret merkezi olmaya odaklanmıştır. Bu süreçte, yenilenebilir enerji üretimini yaklaşık üç katına çıkarmayı başaran Türkiye, 2020 yılında yıllık elektrik üretiminin %42,3’ünü yenilenebilir kaynaklardan elde ederek On Birinci Kalkınma Planı’nda belirlenen %38,8 hedefini aşmayı başarmıştır.[6]

Kara rüzgâr enerjisi, Türkiye’nin önemli başarı hikayelerinden biri olmuş ve yerel ekonomik büyümeye katkıda bulunmuştur. Kurulu kapasite 2010 yılında yaklaşık 1,3 GW’dan 2020 yılı itibarıyla neredeyse 9 GW’a yükselmiştir. Kara rüzgâr çiftliklerinin büyük bir kısmı, güçlü rüzgâr potansiyeline ve talep merkezlerine yakınlığıyla öne çıkan ülkenin batısında inşa edilmiştir. Türkiye’nin rüzgâr atlası incelendiğinde yüksek rüzgâr hızına sahip olan bölgelerden düşük rüzgâr hızına sahip bölgelere doğru bir sıralama yapıldığında ilk olarak Marmara Bölgesi ardından Ege Bölgesi, Karadeniz’in Batısı, İç Anadolu Bölgesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve son olarak Doğu Anadolu Bölgesi gelmektedir.[7]

2005 yılından bu yana Türkiye, yenilenebilir enerji projelerine yapılan yatırımları çeşitli düzenleme ve yasalarla desteklemektedir. Ayrıca, bir tesisin mekanik veya elektromekanik bileşenlerinin yerli üretim olması durumunda ek teşvikler sunulmaktadır. Yerli üretim ve Ar-Ge çalışmalarına verilen bu destekler sayesinde, Türkiye’de 70’ten fazla şirket rüzgâr türbini jeneratörleri ve kara rüzgârı bileşenleri üretimiyle ilgilenmektedir. Bu durum, Türkiye’yi Avrupa’nın rüzgâr enerjisi sektöründe beşinci en büyük üretici konumuna taşırken, üretim kapasitesinin %75’inin ihraç edilmesini sağlamıştır.[8]

I. Türkiye’nin Deniz Üstü Rüzgâr Enerjisine Stratejik Yaklaşimi

Türkiye 2005 yılından bu yana, yenilenebilir enerji projelerine yönelik yatırımları teşvik eden çeşitli düzenleme ve yasalara destek vermektedir. Bu kapsamda, rüzgâr, hidroelektrik, jeotermal, biyokütle ve güneş enerjisi tesisleri, belirli destek mekanizmaları altında alım garantisi (feed-in tarifesi) kapsamına girebilmektedir. Ayrıca, bir tesisin mekanik veya elektromekanik bileşenlerinin yerli üretim olması durumunda ek teşvikler de sağlanmaktadır.[9]

Türkiye, COP27’de sera gazı (GHG) emisyonlarını %41 oranında azaltmayı hedeflediğini ve emisyonların zirve yapacağı yıl olarak 2038’i belirlediğini açıkladı. 2021 yılında ise 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşmayı taahhüt etti.[10] Nisan 2023’te duyurulan güncellenmiş Ulusal Katkı Beyanı da Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadelede ulusal koşullarına ve kapasitesine uygun şekilde küresel çabalara destek vermeyi amaçladığını ortaya koymaktadır. Ancak, enerji üretiminde kullanılan kaynakların çeşitliliği ve bu kaynakların birbirine oranına yönelik net bir hedef belirtilmemiştir. Bu bağlamda, özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarının payına dair somut bir hedef konmamıştır. Bununla birlikte, daha önce yayımlanan niyet beyanında, 2030 yılına kadar rüzgâr enerjisinden elektrik üretim kapasitesinin 16 GW’ye çıkarılması planlanırken, 2022’de açıklanan Türkiye Ulusal Enerji Planı bu hedefi 2030 için 18,1 GW’ye, 2035 için ise 30 GW’ye yükseltmiştir. Uzun vadede, deniz üstü rüzgâr enerjisinin, emisyonların azaltılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının payının artırılmasında kritik bir rol oynayacağı öngörülmektedir.[11]

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Zafer Demircan, deniz üstü rüzgâr enerjisinin Türkiye’nin stratejik hedefleri arasında olduğunu vurgulamıştır. Bu hedef doğrultusunda, Bakanlık tarafından orta ve uzun vadeli planların oluşturulması, pilot projelere destek verilmesi ve düzenleyici çerçevenin basitleştirilmesi gibi adımlar atılmaktadır. Ayrıca, uzun vadeli liman planlamalarının yapılması ve yerli tedarik zincirinin desteklenmesi gibi hususlar da stratejik öncelikler arasındadır.[12]

Türkiye, 2022 yılında 2053 “Net sıfır emisyon” hedeflerine ulaşmak için hem ekonomik büyümeyi desteklemeyi hem de yeşil enerji dönüşümünü daha ileri bir seviyeye taşımayı amaçlayan Ulusal Enerji Planı’nı duyurmuştur. Bu plana göre, 2035 yılına kadar Türkiye’nin toplam kurulu gücünün 187,7 GW’a ulaşması ve bunun %74’ünün yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanması hedeflenmektedir. Ayrıca, 2035’e kadar 5 GW kapasiteli deniz üstü rüzgâr enerjisi tesislerinin devreye alınması öngörülmektedir. Bu hedef, ülkenin yenilenebilir enerji kaynaklarını artırma ve karbon ayak izini azaltma stratejisinin bir parçasıdır.[13]

Bu doğrultuda, 2023 yılında Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD) ile bir iş birliği gerçekleştirilmiştir. IBRD, Avrupa Birliği Katılım Öncesi Yardım Aracı Vakıf Fonu idarecisi sıfatıyla, deniz üstü rüzgâr enerjisi üretimine yönelik yatırım potansiyelini geliştirmek amacıyla 7,98 milyon Euro değerinde bir hibe anlaşması imzalamıştır. Bu proje kapsamında, deniz üstü rüzgar saha geliştirme çalışmaları için çevresel ve sosyal kısıt analizleri, teknik, yasal ve ekonomik değerlendirmeler ile kapasite geliştirme faaliyetleri yürütülecektir. Hibenin kapanış tarihi olarak ise 31 Mayıs 2025 belirlenmiştir.[14]

Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), IBRD ve Uluslararası Finans Kurumu ile Ankara’da ortak bir bildiri imzalayarak Türkiye Endüstriyel Karbonsuzlaştırma Yatırım Platformu’nu hayata geçirdi. Bu platform, Türkiye’nin Yeşil Mutabakat Eylem Planı, Kalkınma Planı, güncellenmiş Ulusal Katkı Beyanı ve 2053 Net-Sıfır hedefleri doğrultusunda sanayi sektöründeki düşük karbonlu dönüşümü desteklemek amacıyla tasarlandı. Böylelikle Türkiye’nin sanayi sektörü, çevresel sürdürülebilirlik hedefleriyle uyumlu bir şekilde daha yeşil bir ekonomiye geçiş sağlayacağı öngörüldü. TIDIP, günümüzdeki çabaları uluslararası finans kurumları tarafından desteklenen Türkiye’nin önemli sektörlerinde ek karbonsuzlaştırma yatırımlarının belirlenmesine yardımcı olacaktır.[15]

Platform kapsamında taraflar, Türkiye’nin sanayi sektörünün fosil yakıtlardan yenilenebilir enerji kaynaklarına ve düşük karbonlu üretim süreçlerine dönüşümünü hızlandırmayı taahhüt etmektedir. Ayrıca enerji verimliliği ve inovasyonu artırmayı hedefleyen bu girişim, ekonomik rekabet gücünün korunmasına ve enerji güvenliğinin geliştirilmesine de katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Bu çerçevede, sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda sanayide karbon ayak izini azaltacak adımlar atılacaktır.[16]

II. Türkiye İçin Deniz Üstü Rüzgâr Enerjisi Yol Haritasi

Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Türkiye’nin Elektrik Gelişim Planı’na katkı sunmak ve deniz üstü rüzgâr enerjisinin gelecekteki enerji karmasındaki potansiyel rolüne dair hükümete rehberlik etmek amacıyla Dünya Bankası Grubu’ndan destek talep etti. Bu kapsamda Dünya Bankası, Türkiye için Deniz Üstü Rüzgâr Enerjisi Yol Haritası’nın hazırlanmasını uluslararası danışmanlık firması COWI’ye emanet etti. Çalışma, Ankara ve Washington DC’deki Dünya Bankası ekiplerinin yanı sıra Biodiversity Consultancy, GazDay ve RE-Consult gibi yerel Türk danışmanlarla birlikte yürütüldü. Söz konusu yol haritası, Dünya Bankası Deniz Üstü Rüzgar Enerjisi Geliştirme Programı çerçevesinde desteklenen bir dizi ülke çalışmasının parçasını oluşturmaktadır.[17] Bu çalışma, Dünya Bankası tarafından yönetilen, sağlıklı bir okyanusta deniz ve kıyı kaynaklarının sürdürülebilir ve entegre bir şekilde geliştirilmesini destekleyen çok bağışçılı bir fon havuzu olan PROBLUE tarafından desteklenmiştir. 7-8 Kasım 2024 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen ‘Türkiye Deniz Üstü Rüzgâr Enerjisi Konferansı: Yol Haritası ve Sonraki Adımlar’ etkinliğinde tanıtılmıştır.[18]

Türkiye Deniz Üstü Rüzgâr Enerjisi Yol Haritası, yerel bilgi birikimi ile küresel deneyimlerden yararlanarak uygulanabilir deniz üstü rüzgâr enerjisi projeleri için fırsatları ve karşılaşılan zorlukları stratejik bir analizle ortaya koymaktadır. Türkiye, 2035 yılına kadar deniz üstü rüzgâr enerjisinde 5 GW’lık bir kurulu kapasiteye ulaşmayı hedeflemiştir.[19] Bu yol haritası, ülkenin enerji ihtiyaçlarını karşılarken sürdürülebilirlik hedeflerine de katkıda bulunacak yeni bir sektör inşa etme yolunda önemli öneriler sunmaktadır.[20]

Rapora göre, çevresel, sosyal ve teknik kısıtlar dikkate alındığında Türkiye’nin toplamda 66 gigavatlık deniz üstü rüzgâr enerjisi potansiyeli bulunmaktadır. Bu potansiyelin yaklaşık 6,8 gigavatı sabit temelli ve açık deniz rüzgârlarına uygundur. Bu tespit, sektörde ilerleme kaydedilmesi adına önemli bir veri olarak değerlendirilmektedir.[21]

Analiz, Türkiye’nin Avrupa ve Asya pazarlarının yakınındaki stratejik konumunu, ülkeyi bölgesel bir temiz enerji üssü haline getirme fırsatı olarak değerlendirmektedir. Özellikle başarılı kara rüzgâr enerjisi uygulamaları, gelişmiş gemi inşa kapasitesi ve denizcilik sektörüne dayanan güçlü sanayi altyapısı ile Türkiye, bu alanda avantajlı bir pozisyondadır. Ayrıca, yeterli proje hacmi ve tedarik zinciri stoku oluşturma potansiyeliyle deniz üstü rüzgâr enerjisi sektöründe liderlik edebilecek bir altyapıya sahiptir.[22]

Türkiye’nin karasularında bulunan deniz üstü rüzgâr enerjisi kaynaklarının toplamda 75 GW’lık bir teknik potansiyele sahip olduğu tahmin edilmektedir. Türkiye’nin yol haritası, 2040 yılına kadar 7 GW’lık denizüstü rüzgâr enerjisi kapasitesi kurma potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. Ancak, bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için karşılaşılan zorluklar da detaylı bir şekilde incelenmektedir. Özellikle, iyi deniz üstü rüzgâr enerjisi kaynaklarına sahip alanların çoğunun su derinliğinin 50 metreyi aştığı, bu nedenle yüzer temelli çözümlerin gerekli olduğu düşünülmektedir.[23]

Bununla birlikte, bu alanlar, deniz üstü rüzgâr enerjisi projelerinin çevresel ve sosyal etkilerinin dikkatlice planlanmasını ve azaltılmasını gerektiren önemli hassasiyetler taşımaktadır. Bu hassasiyetler arasında korunan alanlar, biyolojik çeşitlilik, kritik habitatlar ve yerel topluluklar üzerindeki etkiler yer almaktadır. Bu durum, proje planlamasının çevresel sürdürülebilirlik ve toplumsal kabul açısından büyük bir titizlikle yapılmasını zorunlu kılmaktadır.[24]

Raporda, Türkiye’de deniz üstü rüzgâr enerjisi için iki varsayımsal gelişim senaryosu sunulmaktadır. Düşük Büyüme senaryosuna göre, 2040 yılı sonuna kadar 3,5 GW’lık bir kurulu güç hedeflenmektedir. Bu senaryoda, tedarik zinciri faaliyetlerinin 2030 yılı itibariyle yıllık 32.000 tam zaman eşdeğeri iş yaratması ve Türkiye ekonomisine 4 milyar ABD Doları katkı sağlaması beklenmektedir. Bu senaryo, Hükümetin küçük ölçekli projelere odaklanarak orta düzeyde bir çaba ile ulaşılabilir olarak değerlendirilmiştir.[25]

Yüksek Büyüme senaryosunda ise, 2040 yılına kadar 7 GW’lık kurulu güç hedeflenmektedir. Bu senaryoda, tedarik zinciri faaliyetlerinin Türkiye ekonomisine yıllık 110.000 tam zaman eşdeğeri iş yaratması ve 16 milyar ABD Doları değerinde gayrisafi katma değer yaratması beklenmektedir. Bu yüksek büyüme senaryosu, büyük ölçekli projelerin ve yatırımların hayata geçirilmesi ile mümkün olacaktır.[26]

Her iki senaryoya göre, 2030 yılına kadar olan dönem, Türkiye’de deniz üstü rüzgâr enerjisi projelerinin hayata geçirilmesi ve bu alanda bir ivme kazanılması için kritik bir süreç olarak değerlendirilmektedir. Bu dönemde gerçekleştirilecek ilk projeler, Türk sanayisinin yeni beceriler ve uzmanlıklar edinmesini sağlayacak ve bu birikim 2030 sonrasında daha da geliştirilerek güçlü bir yerli deniz üstü rüzgâr tedarik zinciri oluşturulmasına zemin hazırlayacaktır. Projelerin başarılı bir şekilde uygulanması, YEKA deniz üstü rüzgâr ihaleleri, iletim ve liman altyapısı ile finansman koşullarının bu sektör için uygun olduğunu kanıtlayacaktır. 2030 sonrası dönemde ise deniz üstü rüzgâr enerjisi, yüzer deniz üstü rüzgâr bileşenlerini de kapsayan yüksek ihracat kapasitelerini destekleyen tam sanayileşmiş bir sektör haline dönüşebilir.

İki büyüme senaryosu arasındaki başlıca farklar ise şunlardır:

  • 2030 itibarıyla ulaşılacak işletme kapasitesinin büyüklüğü,
  • Modernize edilecek liman sayısı,
  • Yenilenecek iletim hatlarının miktarı,
  • Yerli üretim koşullarına ilişkin gereklilikler.

Yol haritası, bu iki senaryoyu gerçekleştirebilmek için Türkiye Hükümeti’nin dikkate alacağı 21 eylem önerisi sunmaktadır. Bu öneriler arasında, uzun vadeli enerji sistemi planlaması, projelerin riskten arındırılmasını sağlayacak düzenleyici ve politika çerçevelerinin uygulanması yer almaktadır. Ayrıca, bankalar tarafından kabul edilebilir enerji tedarik anlaşmalarının (PPA) oluşturulması, sağlık ve güvenlik standartlarının uygulanması, şebeke ve liman altyapısının iyileştirilmesi gibi adımlar da önerilmektedir. Sonraki adımlar arasında, Dünya Bankası’nın “Türkiye – Avrupa Birliği Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA) Enerji Sektörü Programı Faz IV Projesi-Deniz Üstü Rüzgâr Enerjisi” başlıklı projenin uygulanmasını desteklemektedir. Bu projenin amacı, Türkiye’nin deniz üstü rüzgâr enerjisi üretimine yönelik yatırım potansiyelini geliştirmektir. Bunun için, seçili sahaların riskini azaltmak, ölçüm kampanyaları ve çevresel ile sosyal analizlerle kurumsal kapasiteleri güçlendirmek hedeflenmektedir.[27]

III. Avrupa Birliği / Katilim Öncesi Mali Yardim Araci (Ipa) –2019 Enerji Sektör Programi – Faz 4 Projesi [28]

IPA 2019 Enerji Sektör Programı Faz 4 Projesi, Türkiye’nin deniz üstü rüzgâr enerjisi potansiyelinden etkin bir şekilde yararlanılmasını amaçlayan stratejilere önemli bir katkı sunmayı hedeflemektedir.  Bu program, sürdürülebilir büyümeyi sağlamak için enerji verimliliğinin artırılması ve enerji arz güvenliğinin sağlanması gibi Türkiye’nin kalkınma vizyonu çerçevesinde izlenecek uzun vadeli, yapısal reformları ortaya koymaktadır. Bu proje, yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam enerji üretimindeki payını artırmayı, karbon salınımını azaltmaya yönelik tedbirler geliştirmeyi ve yenilenebilir enerji üretiminin şebekeye entegrasyonu için gerekli planlamaları yapmayı hedeflemektedir. Ayrıca, enerji depolama sistemlerinin şebekeye dahil edilmesi, enerji tasarruflu ve kendi enerjisini üretebilen binaların sayısının artırılması ile mevcut yapılarda enerji verimliliğini teşvik etmek de projede öne çıkan amaçlar arasındadır. Bu hedeflerle, sürdürülebilirliğin sağlanması ve yeşil enerji dönüşümüne katkıda bulunulması amaçlanmaktadır.

2018 yılında, 1,2 GW kapasiteli bir deniz üstü rüzgâr YEKA belirlenmesi için ihale gerçekleştirilmiş, ancak yerinde ölçüm verilerinin eksikliği nedeniyle hiçbir başvuru alınamamıştır. Bu deneyimden hareketle, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı Enerji İşleri Genel Müdürlüğü (EİGM), yeni ihalelerin hazırlanmasında yatırımcı risklerini azaltmak ve süreçlerde şeffaflığı artırmak amacıyla kapsamlı çalışmalar yürütmektedir. Bu çerçevede, proje kapsamında jeolojik ve jeoteknik ölçümler, meteorolojik ve oşinografik analizler, ekonomik ve finansal ön fizibilite çalışmaları ile çevresel ve sosyal kısıt analizlerinin yapılması planlanmıştır. Ayrıca, diğer teknik raporların hazırlanması ve EİGM’nin kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi de projenin hedefleri arasındadır.

Proje kapsamında Marmara Denizi’nde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından seçilen alanlarda çeşitli teknik çalışmalar gerçekleştirilecektir. Bu çalışmalar arasında jeolojik ve jeoteknik incelemeler, meteorolojik ve oşinografik analizler, ekonomik ve finansal ön fizibilite çalışmaları ile çevresel ve sosyal etkilerin değerlendirilmesi yer almaktadır. Ayrıca, bu teknik çalışmaların yanı sıra, ilgili konularda eğitim programları düzenlenerek EİGM’nin kurumsal kapasitesinin artırılması hedeflenmektedir. Söz konusu proje, EİGM’nin deniz üstü rüzgâr enerjisi üretimi için saha seçiminde ve ihale süreçlerinin hazırlığında yetkinliğini geliştirmesini sağlamanın yanı sıra, Türkiye’nin bu alandaki yatırım potansiyelini güçlendirecek kritik bilgiler sunacaktır.

Proje sonuçlarına göre, belirlenen sahaların uygunluğu değerlendirilecektir. Uygun sahaların tespiti halinde, yeni ihaleler için karar alınacaktır. Bu süreç, Türkiye’nin deniz üstü rüzgâr enerjisi potansiyelini değerlendirme konusundaki kararlılığını göstermektedir.

IV. Hukuki Ve Düzenleyici Çerçeve

Türkiye’de deniz üstü rüzgâr enerjisi için özel bir düzenleyici çerçeve bulunmamaktadır. 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Üretimi Amaçlı Kullanımı Hakkında Kanun, yenilenebilir elektrik üretimine ilişkin temel düzenlemeyi oluşturur. Bu kanun, yenilenebilir enerji kaynak alanlarının korunması, bu kaynaklardan elde edilen elektriğin sertifikalandırılması ve kullanımına dair prosedürleri belirler.[29] Bu çerçeve deniz üstü rüzgâr enerjisi için de uygulanmaktadır.

2023 yılının başında Türkiye, enerji sektöründe yeni bir aşamaya geçerek ilk uzun vadeli enerji planını yayımlamıştır. Türkiye Ulusal Enerji Planı çalışması, Elektrik Piyasası Kanunu’nun 6446 sayılı Kanun’un 20. maddesi olan “Arz Güvenliği” ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu’nun Ek 2. maddesi kapsamında geliştirilmiş olup, Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi doğrultusunda 2035’e kadar olan dönemi kapsamaktadır. Bu planda, Türkiye tarihinde ilk kez deniz üstü rüzgâr enerjisi için bir hedef belirlenmiştir. Plan doğrultusunda, Türk Hükümeti, 2035 yılına kadar 5 GW deniz üstü rüzgâr enerjisi kapasitesine ulaşmayı öngörmektedir.[30]

Uzun vadeli planı desteklemek amacıyla, Türkiye yenilenebilir enerji destek mekanizmasını (YEKDEM) güncelleyerek 1 Mayıs 2023’te 7189 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile yeni teşvik fiyatlarını duyurmuştur. Bu yeni mekanizma, kara rüzgârı ve deniz üstü rüzgâr arasında bir ayrım yapmaktadır. İlk kez, deniz üstü rüzgâr enerji santralleri, elektrik üretimi ve yerli üretim desteği açısından özel olarak teşvik edilmiştir.[31]

YEKDEM desteğine ek olarak, Türkiye, YEKA modeli üzerine kurulu mevcut satın alma mekanizmalarını da uygulamaktadır. Türkiye, diğer ülkeler gibi, geçmiş deneyimlerden ders çıkararak ve gelecekteki projeler için hukuki çerçeveyi iyileştirmek amacıyla hukuk sisteminde sürekli reformlar gerçekleştirmektedir. 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nda yapılan düzenlemelerle, kıyılarda enerji iletim hatlarının inşa edilmesine ve denizlerde belirlenen YEKA (Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı) bölgelerinde imar planı yapılmasına gerek olmadan yenilenebilir enerji üretim santrallerinin kurulmasına olanak tanınmıştır. Bu kapsamda, 10 Aralık 2018 tarihli değişiklikle kıyılarda imar planı kararıyla enerji iletim hatları inşa edilebilir hale getirilmiş, 11 Mayıs 2024 tarihli değişiklikle ise denizlerde YEKA olarak belirlenen alanlarda imar planı zorunluluğu kaldırılmıştır.[32]

Deniz üstü rüzgâr enerjisi alanında hukuki çerçeve, YEKA ihalelerinde de görüldüğü üzere, satın alma süreçlerine dayalı olarak detaylı ve proje özelinde koşullarla desteklenmektedir. Türkiye’de deniz üstü rüzgâr enerjisi faaliyetlerine yönelik hukuki çerçeve, mevcutta bulunan karasal rüzgâr projelerinin geliştirilmesine ilişkin düzenlemelerle şekillenmektedir. Bu durum, belirli bir açık deniz rüzgâr enerjisi projesine dair gereken netlik ve kesinliğin, YEKA ihale belgeleri aracılığıyla detaylı şekilde sağlanacağı anlamına gelir. Bu da YEKA açık deniz rüzgâr enerjisi ihaleleri için tasarım özelliklerinin kesin ve açık bir şekilde belirlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır.[33]

Bunların yanında, Türkiye’nin deniz üstü rüzgâr enerjisi alanındaki çalışmalarını desteklemek amacıyla hukuki ve mevzuat altyapısının güçlendirilmesi yönünde önemli iş birlikleri gerçekleştirilmektedir. Bu kapsamda, Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği (TÜREB) ile Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Araştırma Merkezi (DEHUKAM) arasında bir protokol imzalanmıştır. İmzalanan bu protokol, deniz üstü rüzgâr enerjisi konusunda mevzuat ve hukuki çerçeveye ilişkin bilgi alışverişi yapılmasını ve ortak projeler geliştirilmesini hedeflemektedir. Bu iş birliği, Türkiye Ulusal Enerji Planı’nın Ocak 2023’te açıklanması ve 2035 yılı itibarıyla 5 gigavatlık bir deniz üstü rüzgâr enerjisi kapasitesine ulaşma hedefi doğrultusunda atılan önemli bir adımdır. TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erden, bu hedeflere ulaşabilmek için sağlam bir mevzuat altyapısının oluşturulması, güçlü bir ekosistemin geliştirilmesi ve bilgi birikiminin artırılması gerektiğine dikkat çekmiştir. İş birliği sayesinde ulusal ve uluslararası düzeyde yeni iş birliği fırsatlarının doğacağı, sektördeki bilgi birikiminin artacağı ve bu süreçlerin yatırımları ve sanayi gelişimini hızlandıracağı öngörülmektedir.[34]

V. Yenilenebilir Enerji Kaynaklarini Destekleme Mekanizmasi (Yekdem)

YEKDEM, yenilenebilir enerji alanında yatırımları teşvik etmek ve yüksek başlangıç maliyetlerinin yatırımcılar üzerindeki caydırıcı etkisini azaltmak amacıyla 2005 yılında 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kanunu kapsamında kurulmuştur. YEKDEM, yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin 10 ila 15 yıl boyunca önceden belirlenmiş fiyatlarla satın alınmasını garanti eder. Bu sürenin ardından elektrik, spot piyasalarda veya doğrudan son kullanıcılara satış yoluyla pazarlanır. Rüzgâr, hidroelektrik, jeotermal, biyokütle ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji tesisleri, bu alım garantisi kapsamına girerken, yerli üretim mekanik ve elektromekanik bileşenlerin kullanılması durumunda ek teşvikler de sunulmaktadır.[35]

 

YEKDEM, YEKA modelini tamamlayıcı bir mekanizma olarak yenilenebilir enerji üreticilerinin doğrudan alım garantisi alabilmesini sağlar. Küçük kapasiteli tesislere sahip lisanssız üreticiler, belirlenmiş tedarik şirketleri aracılığıyla fayda sağlarken, lisanslı üreticilerin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na (EPDK) başvuru yapmaları gerekmektedir.

Türkiye, yenilenebilir enerji kaynaklarının desteklenmesi amacıyla yürüttüğü Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması kapsamında önemli düzenlemeler yapmıştır. Bu düzenlemeler, yenilenebilir enerji yatırımlarını teşvik etmeyi ve yatırımcıların öngörülebilir bir piyasa ortamında faaliyet göstermelerini sağlamayı amaçlamaktadır.

2023 yılında yayımlanan 7189 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile YEKDEM kapsamında uygulanacak elektrik alım fiyatları, süreler ve tavan-taban fiyat uygulamaları yeniden düzenlenmiştir. Bu yeni düzenleme, 5346 sayılı Kanun kapsamındaki lisanslı yenilenebilir enerji tesisleri için alım garantisi fiyatlarını güncellemektedir. Güncellemeye göre, elektrik alım fiyatları Türk Lirası (TL) bazlı olmaya devam ederken, taban ve tavan fiyatlar ABD Dolarına endekslenmiştir. Fiyatlar üretici fiyat endeksi, tüketici fiyat endeksi, T.C. Merkez Bankası tarafından açıklanan günlük USD ve Euro alış kurunun aylık ortalaması unsurlarını içeren bir formül kullanılarak aylık olarak güncellenmektedir.[36]

Kaynak bazlı farklılaşmaya da yer verilen düzenlemeler kapsamında, 1 Temmuz 2021 ile 31 Aralık 2030 tarihleri arasında işletmeye giren YEK Belgeli üretim tesisleri yeni uygulamadan yararlanabilecektir. Ancak, 1 Temmuz 2021 ile 1 Mayıs 2023 tarihleri arasında devreye giren tesisler için geriye dönük ödeme yapılmayacağı belirtilmiştir. Bu tesisler, yalnızca 1 Mayıs 2023 tarihinden itibaren kalan süreleri için güncellenen uygulamadan faydalanabilecektir.[37]

Bu hukuki düzenlemeler, Türkiye’nin deniz üstü rüzgâr enerjisi projelerine yatırım ortamını iyileştirme hedefini destekleyen adımlar olarak değerlendirilmektedir. Taban ve tavan fiyat uygulamaları, uluslararası yatırımcıların ilgisini artırmayı ve deniz üstü rüzgâr enerjisi projelerinde daha fazla katılım sağlanmasını amaçlamaktadır. Ayrıca, eskalasyon mekanizmasındaki güncellemeler, piyasa koşullarına daha duyarlı bir sistem oluşturmayı hedeflemektedir.[38]

VI. Yeka İhaleleri

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimi için belirli alanların yatırımcılara aktarılmasına yönelik ihaleler düzenlemek suretiyle YEKA isimli süreci başlatmıştır. Bu YEKA projesi kapsamında, yenilenebilir enerji kaynak alanlarında güneş enerjisi santralleri ve rüzgâr enerjisi santralleri yap-işlet-devret yapısında ihaleler aracılığıyla yatırımcılara tahsis edilir. Bu sistem ile enerji projelerini ulusal ekonomiye ve teknolojiye entegre edilmesini, enerji kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasını ve yatırımların hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlamak amaçlanmaktadır.[39] Bakanlık tarafından yürütülen bu modelde, etkinlik ve verimliliğin artırılmasıyla birlikte, Türkiye’nin üretim kapasitesine katkı sağlanması da özellikle gözetilmektedir. İhalelerden önce yayımlanan ve ihaleye katılım için sağlanması gereken resmi gereklilikleri içeren şartnameler, bu yaklaşımın bir göstergesi niteliğindedir. Bu şartnamelere, yerlilik oranı yüksek tesis bileşenlerinin (örneğin rüzgâr türbinleri, güneş modülleri) yerli imkanlarla üretilmesini zorunlu kılan maddeler eklenmiş; böylece ihtiyaç duyulacak yan sanayinin (tedarik zincirinin) gelişimine katkı sağlanması hedeflenmiştir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının, yerli katkı oranı yüksek ve ileri teknoloji içeren aksam veya tesis bileşenleriyle kurulması amaçlanmaktadır. Bu projeyle teknoloji transferinin sağlanmasına destek olunması ve yenilenebilir enerji konularında ülkemizdeki araştırma-geliştirme faaliyetlerinin geliştirilmesi hedeflenmektedir. Türkiye’nin yenilenebilir enerji potansiyelinin değerlendirilmesinde önemli bir ivme kazanılacağı, yenilenebilir enerji yatırımlarının artacağı ve dolayısıyla Türkiye’nin lojistik avantajı, ekonomik gücü ve kalifiye personel yetkinliği sayesinde önemli bir merkez haline gelmesinin olumlu yönde etkileneceği öngörülmektedir.[40]

1. YEKA Saha Belirlenmesi[41]

YEKA sahalarının belirlenmesi Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları Yönetmeliği’nde düzenlenmiş. Yönetmeliğin 5. maddesi uyarınca iki belirleme kriteri öngörülmüştür. Bunlar Genel Müdürlük tarafından ve YEKA Yarışması sonrasında belirlenmesidir.

a. Genel Müdürlük Tarafından YEKA Sahası Belirlenmesi

Yönetmeliğin 5. Maddesinin 2. Fıkrasında düzenlenmiştir. Genel müdürlük; halihazır haritalar, enerji potansiyel atlasları, ölçüm verileri, mevcut ve planlanan şebeke altyapısı ile bilimsel çalışmalar çerçevesinde kamu ve hazine taşınmazları ile özel mülkiyete konu taşınmazlar üzerinde ön değerlendirme gerçekleştirir. Uygun bulunan alanları daha detaylı araştırma yapmak üzere Aday YEKA olarak ilan edilir. İlan edilen Aday YEKA’lar Bakanlığın belirlediği kurum ve kuruluşlar nezdinde sorgulanır veya ilan edilen alanın uygun görülmesi halinde çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) süreci başlatılır. Sorgulaması tamamlanan ya da ÇED olumlu/gerekli değildir kararı alınmış olan Aday YEKA, Resmî Gazete’de YEKA olarak ilan edilir ve çevre düzeni planlarına işlenmek üzere ilgili mercilere bildirilir. Genel Müdürlük tarafından belirlene YEKA’lar yatırıma açılmadan önce hedef ve politikalar, kaynak türü, belirlenen kaynak potansiyeli ve tahmini birim elektrik enerjisi üretim maliyetleri dikkate alınarak derecelendirilir. Bakanlık bu derecelendirmeye dayanarak yatırıma açılacak YEKA ve önceliğini belirler.

b. YEKA Yarışması Sonrasında YEKA Sahası Belirlenmesi

Bakanlık bağlantı bölgeleri yayınlar. Bağlantı bölgesi, yenilenebilir enerji tesislerinin elektrik iletim sistemine bağlanabileceği coğrafi alandır. Enerji üretim tesisinin ürettiği elektriğin ulusal elektrik şebekesine entegre edilebilmesi için gerekli olan bağlantı noktaları da denebilir. Bakanlıkça ilan edilen bağlantı bölgeleri ve bağlantı kapasiteleri için kaynak türü bazında yani belirli bir yenilenebilir enerji kaynağı türüne göre YEKA Yarışması düzenlenir. Yarışmayı kazanan yatırımcı bağlantı bölgeleri içerisinde kalan belirleyecekleri alanları şartnamede belirtilen süre içerisinde Genel Müdürlüğe önerir. Uygun bulunması halinde Aday YEKA Resmî Gazete’de YEKA olarak ilan edilir.

c. Ülkemizde Yürütülen Deniz Üstü YEKA Çalışmaları

2018 yılında Türkiye dünyanın en büyük deniz üstü rüzgâr enerjisi tesisisini inşa etme hedefini açıklamıştı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, 2018 yılında 1200 MW’lık rüzgâr enerjisine dayalı deniz üstü üretim tesislerine ilişkin yarışma ilanı yayımladı.[42] Bu tesisin kapasitesi 1,2 GW olarak belirlenmiş, en son teknolojilerle inşa edilmesi planlanmış ve YEKA Şartnamesi’ne ekli yerli üretim tablosuna göre yerel olarak üretilen bileşenlerden en az 60 puan alınması ve personelin %80’inin Türk olması şart koşulmuştu. Ancak, ilk Türk deniz üstü rüzgâr enerjisi ihalesi yatırımcılar tarafından ilgi görmemiştir. Bu çalışma için yapılan paydaş görüşmelerine göre, düşük ilginin nedenleri hem ihale özelindeki hem de makroekonomik faktörlerin bir kombinasyonuna dayanmaktadır. Bu faktörler, potansiyel geliştiriciler için diğer yenilenebilir enerji projelerine (örneğin, kara rüzgâr çiftlikleri ve güneş panellerine) kıyasla inşaat ve finansmanı çok maliyetli hale getirmiştir. Sonuç olarak, ihale şartları nedeniyle uluslararası deniz üstü rüzgâr enerjisi şirketleri ihaleye katılmamış, Türk şirketlerinden oluşan konsorsiyumlar teklif sunmamış ve ihale ertelenmiştir.[43]

İhale, saha koşullarındaki belirsizlik ve yetersizlik ile fiyat tavanının (kWh başına 0,08 ABD doları) oluşturduğu riskler nedeniyle yatırımcıların ilgisini çekememiştir. Şeffaflık eksikliği ve teknik çalışmaların yetersizliği de bu süreci olumsuz etkilemiştir. Ayrıca, yerli üretim gerekliliklerinin belirlenen sürede tamamlanması zor olduğundan bu durum gecikmelere, teminat kaybına ve proje geliştiricilerinin tazminat ödeme riskine yol açmıştır.[44]

Türk devlet bankalarının 3 milyar ABD doları tutarındaki projeyi finanse etme kapasitesi ve kredi derecelendirmesi sınırlıydı. Ayrıca, 2018 yılının Ağustos ayından Türk Lirasının değer kaybı ve artan faiz oranları da döviz kuru dalgalanması riskini artırmıştı. Bu sebeplerle, projeler Euro ve USD bazında finanse edilse bile gelirlerin Türk Lirası cinsinden elde edilecek olması projenin riskini artırıyordu.[45]

Paydaşlar ayrıca çevresel ve sosyal etki değerlendirme sürecinin deniz çevresi ve kıyı topluluklarını koruma konusunda yeterli olmadığını ifade etmişlerdir. Türkiye’nin bu alanda yasal çerçevesi mevcut olmasına rağmen, bu sürecin uluslararası kredi verenlerin çevresel ve sosyal standartlarını karşılamayacağı algısı oluşmuştur. Son olarak, izin prosedürlerindeki belirsizlik, projelerin geliştirilmesi için yüksek bir risk oluşturmuştur. 30’dan fazla izin alınması gerektiği için mevcut düzenleyici sistem, iç süreçler, zamanlama ve ilgili otoriteler arasındaki koordinasyonla ilgili endişelere yol açmıştır.[46]

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından 28/10/2024 tarih ve 32706 sayılı Resmî Gazete’de YEKA RES-2024 yarışma ilanı yayımlanmıştır. Bu kapsamda; Edirne, Kırklareli ve Sivas illerinde toplam 1200 megavat gücünde bağlantı kapasitesinin tahsisine yönelik beş ayrı yarışma düzenlenmesine karar verilmiştir.[47]

Bu yarışmalara Türk Ticaret Kanunu’na göre anonim ya da limited şirket statüsünde kurulmuş tüzel kişiler ile sermaye şirketi statüsüne sahip yabancı şirketler başvurabilecek olup başvuru şartları detaylı bir şekilde şartnamede belirtilmiştir. Yarışma kazananlarına, 20 yıl olarak belirlenmiş elektrik enerjisi alım süresi boyunca Türkiye Elektrik İletim A.Ş.’ye ödenecek iletim tarifesi bedellerinin YEKDEM kapsamında geri ödeneceği belirtilmiştir.[48]

SONUÇ

Türkiye, enerji talebindeki artışa ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yönelik stratejik bir dönüşüm sürecindedir. Deniz üstü rüzgâr enerjisi potansiyelinin değerlendirilmesi, bu dönüşümde kritik bir rol oynamaktadır. 2018 yılında yaşanan zorluklardan ders çıkaran Türkiye hem hukuki düzenlemeleri iyileştirmek hem de teknik altyapısını güçlendirmek için önemli adımlar atmıştır.

Yenilenen YEKDEM ve YEKA süreçleri, yerli üretimi teşvik eden, yatırımcı risklerini azaltan ve daha şeffaf bir piyasa ortamı sunmayı amaçlayan bir yapı sunmaktadır. Bunun yanında, Marmara Denizi’ndeki saha çalışmalarından kapasite geliştirme faaliyetlerine kadar yürütülen projeler, Türkiye’nin deniz üstü rüzgâr enerjisinde bölgesel liderlik hedefini desteklemektedir.

Sonuç olarak, Türkiye, enerji çeşitliliğini artırma ve yenilenebilir enerji kapasitesini genişletme yolunda önemli bir potansiyele sahiptir. Deniz üstü rüzgâr enerjisine yönelik bu stratejik çabalar hem enerji güvenliğini sağlamaya hem de karbon salınımını azaltarak küresel sürdürülebilirlik hedeflerine katkıda bulunmaya hizmet etmektedir. Bu doğrultuda, atılan adımlar, Türkiye’nin yeşil enerji dönüşümünde uluslararası rekabet gücünü artıracağına işaret etmektedir.

[1] World Bank Group, ‘Türkiye Genel Bakış’ (25.10.2024)  <https://www.worldbank.org/tr/country/turkey/overview#1> s.e.t. 28.12.2024

[2] Murat Durak, Serra Özer ‘Rüzgâr Enerjisi: Teori ve Uygulama’ (2007)

[3] İbid.

[4] Sinem Akalın, ‘Açık Deniz Rüzgar Enerjisi Türbinlerinin Kurulum Yeri Seçimi İçin Bir Model Önerisi’ (2018)

[5] International Energy Agency, ‘Turkiye 2021 – Energy Policy Review’ (Mart 2021)

[6] T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı  ‘Türkiye Ulusal Enerji Planı’ (2022)

[7] Serkan Uçar, ‘Rüzgar Enerjisiyle Elektrik Üretimi ve Kayseri İli için Çevresel Etkilerinin Değerlendirilmesi (2007)

[8] World Bank Group, “State and Trends of Carbon Pricing, 2020”, World Bank Group (2020)

[9] İbid.

[10] T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı, “Türkiye Ulusal Katkı Beyanı’nı COP27’de Açıkladı”, İklim Değişikliği Başkanlığı (16 Mart 2022) < https://iklim.gov.tr/turkiye-ulusal-katki-beyani-ni-cop27-de-acikladi-haber-84> s.e.t. 28.12.2024

[11] T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, ‘Türkiye Cumhuriyeti Güncellenmiş Birinci Ulusal Katkı Beyanı’ (2023)

[12] ‘Türkiye Deniz Üstü Rüzgar Enerjisi Konferansı’ (07.11.2024) <https://www.aa.com.tr/tr/enerjiterminali/ruzgar/turkiye-deniz-ustu-ruzgar-enerjisi-konferansi/44486> s.e.t. 28.12.2024

[13] Murat Durak, ‘6 soruda deniz üstü rüzgâr için açıklanan 5 GW hedefi: Türkiye için yeterli mi?’ (09.06.2024) Wind Energy Magazine

[14] Resmi Gazete 26.10.2023 Sayı:3251

[15] T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, ‘Endüstriyel Karbonsuzlaştirma Yatirim Platformu Kuruluyor’ (25.11.2024) <https://www.sanayi.gov.tr/medya/haber/endustriyel-karbonsuzlastirma-yatirim-platformu-kuruluyor> s.e.t. 28.12.2024

[16] World Bank Group, ‘Dünya Bankası Grubu Kurumları IBRD ve IFC, EBRD İşbirliğiyle Türkiye Hükümetinin Endüstriyel Karbonsuzlaştırma Yatırım Platformuna Katılıyor’ (25.11.2024) <https://www.worldbank.org/tr/news/press-release/2024/11/25/world-bank-group-institutions-ibrd-and-ifc-join-government-of-turkiye-s-groundbreaking-industrial-decarbonization-invest> s.e.t.28.12.2024

[17] World Bank Group, “Offshore Wind Roadmap For Türkiye”, World Bank Group, (2024)

[18] ‘Türkiye Deniz Üstü Rüzgar Enerjisi Konferansı’ (07.11.2024)  <https://www.aa.com.tr/tr/enerjiterminali/ruzgar/turkiye-deniz-ustu-ruzgar-enerjisi-konferansi/44486> s.e.t. 28.12.2024

[19] T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı  ‘Türkiye Ulusal Enerji Planı’ (2022)

[20] World Bank Group, “Offshore Wind Roadmap For Türkiye”, World Bank Group (2024)

[21] İbid.

[22] İbid.

[23] İbid.

[24] İbid.

[25] İbid.

[26] İbid.

[27] İbid.

[28] T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, ‘Avrupa Birliği / Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (Ipa) – Ipa 2019 Enerji Sektör Programı – Faz 4 Projesi Paydaş Etkileşim Planı (Pep)’ , (Mart 2023)

[29] Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Üretimi Amaçlı Kullanımı Hakkında Kanun, Kanun Numarası: 5346, Kabul Tarihi: 10.05.2005, RG 18.05.2005

[30] T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı  ‘Türkiye Ulusal Enerji Planı’ (2022)

[31] 7189 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, RG 30.04.2024

[32] Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB), ‘Deniz-üstü Rüzgar Enerji Santrali Bilgilendirme Notu’ (Ekim 2024)

[33] World Bank Group, ‘Offshore Wind Roadmap For Türkiye’, World Bank Group (2024) s. 60

[34] Gülşen ÇAĞATAY, ‘TÜREB ve DEHUKAM Deniz Üstü Rüzgar Enerjisi Mevzuatı İçin Protokol İmzaladı’, Anadolu Ajansı, 17.04.2024  <https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/tureb-ve-dehukam-deniz-ustu-ruzgar-enerjisi-mevzuati-icin-protokol-imzaladi-/3194326#> s.e.t. 28.12.2024

[35] Ayten YILMAZ YALÇINER, Onur ÖZCAN, ‘Yenilenebilir Enerji Üretimi ve Destekleri Üzerinde Bir Tahmin Modeli Önerisi’ (2021)  8(2) Journal of Life Economics 263, 266

[36] Can Hakyemez, ‘YEKDEM’de Yeni Esaslar’ (Mayıs 2023), Türkiye Sınai Kalkınma Bankası Ekonomik Araştırmalar

[37] İbid.

[38] İbid.

[39] T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, ‘Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) Modeli ve Uygulamaları’ <https://enerji.gov.tr/eigm-yenilenebilir-enerji-uretim-faaliyetleri-yeka-modeli> s.e.t. 28.12.2024

[40] Muhammed ALBAYRAK, Yenilenebilir Enerji Yatırımları Ve Destekleme Mekanizmalar (24 Şubat 2024) (Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı – Enerji İşleri Genel Müdürlüğü) – s.e.t. 28.12.2024

[41] Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları Yönetmeliği, RG 09.10.2016 Sayı: 29852

[42] Resmi Gazete 21.06.2018 Sayı: 30455

[43] Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB), ‘Deniz-üstü (Off-Shore) Rüzgar Santrali Bilgilendirme Notu’ (Mart 2021)

[44] Ayşe Ceren SARI, Değer SAYGIN ‘Türkiye’de kullanılan elektriğin %50’den fazlası yenilenebilir kaynaklardan sağlanabilir: Enerji dönüșümünü destekleyen düzenleyici çerçevenin güçlendirilmesi için YEKA ihalelerini daha etkin kılan fırsatlar’ (2019) SHURA Enerji Dönüşüm Merkezi

[45] İbid.

[46] İbid.

[47] Resmi Gazete 28.10.2024 Sayı: 32706

[48] Rüzgar Enerjisine Dayalı Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları Ve Bağlantı Kapasitelerinin Tahsisine İlişkin Şartname (Yeka Res-2024 Şartnamesi), T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı

Makaleyi Paylaş:

Facebook
X
Print

İlişkili Konular:

Güney Çin Denizi Tahkim Kararı Başta Olmak Üzere Uluslararası Yargı Kararları Işığında Ada Kavramı
Japonya’da Deniz Ticareti Uyuşmazlıkları Çözüm Yolları ve TOMAC Tahkim Merkezi
Türkiyede Deniz Güvenliği Ve Münhasır Ekonomik Bölgelerin Korunması
Türkiye’nin Denizüstü Rüzgâr Enerjisi Faaliyetleri Konusunda Yaptığı Çalışmalar
Comparing the European Union’s and International Maritime Organization’s (IMO) Strategies for Ship Decarbonization
Doğu Akdeniz’de Türkiye – Libya Anlaşması Raporu
The Relationship between Marine Protected Areas and Ebsas in the United Nations Convention on Biological Diversity
Maritime Decarbonization through Autonomous Ship: Legal and Operational Challenges with Possible Solutions
FRANSA’daki Tahkim Merkezleri
Green Ports

DEHUKAM'ın faaliyetlerinden haberdar olmak için abone olun.

Lütfen e-postanızı girin